Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CBHS) hiçbir şekilde bir başkanlık sistemi değil, bozulmuş bir parlamenter sistem; parlamenter sistemin-cabinet sisteminin bir kabile sistemine zümre, oymak sistemine doğru bir (geçiş dense yanlış olur) bozuluşu, bir ekşiyişi, bir çürümesidir.
CBHS, Türkiye’nin bir yönetim sistemi tartışmasından değil, Erdoğan’ın azalan gücünün, otoritesinin bir şekilde tahkimi, onarılması, tamir edilmesi ihtiyacından doğmuştur. Onu bir bozuluş haline getiren temel faktörlerden biri de ne yazık ki budur.
Cumhurbaşkanlığı makamı, Tayyip Erdoğan’ın hem AKP hem TBMM hem de siyasal sistemin tamamındaki gücünü azalttı; azalttı ne kelime, Erdoğan ve partisi 2015’te iktidarını kaybetti. Tayyip Erdoğan’ın bugün siyasal sistem üzerinde sahip olduğu tüm gücü, sadece ve sadece AKP içerisindeki gücüne bağlıdır; ondan kaynaklanır, ondan türer ve ancak onunla devam edebilir.
CBHS, Erdoğan’a başbakanlık kurumunun ona sağlayacağı partisi ve TBMM üzerindeki otorite ile, cumhurbaşkanlığı kurumunun ona sağlayacağı saygınlığı birleştirecek; (Anayasa, TBMM, yüksek yargı, üniversite… de dahil) tüm devlet kurumlarını işlevsiz hale getirecek (Sadece Erdoğan’ın arzularının tezahür ettiği kurumumsular(!) haline getirecek) yepyeni bir otoriterlik imkanı verdi.
Cumhurbaşkanı olmasının siyasal yapının tamamı üzerinde Tayyip Erdoğan’a muazzam bir güç verdiğini tartışmaya gerek dahi yok. Ancak akılda tutulması gereken ve Erdoğan’ın da aklından hiç çıkartmadığını düşündüğüm nokta da burasıdır ki kendisi de gücünün kaynağının Cumhurbaşkanlığı makamı olmadığının, cumhurbaşkanı olarak sahip olduğu gücün kaynağının da sadece ama sadece AKP içerisindeki gücü olduğunun farkındadır.