İzmir Arkeoloji Müzesi soygunu
İ

C. Hakkı Zariç
C. Hakkı Zariç
Şair, yazar ve editör. 1999’dan bu yana yazıları ve kitapları yayımlanmaktadır. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Manos Kitap ve Yeni e dergisinde editörlük çalışmalarını sürdürmektedir.

Her şeyin güzel, insanların mesut olduğu gün Apollon 11 uzayda geçirdiği günlerin ardından dünyaya geri döndü. Bu müthiş haber Türkiye ve dünya basınında manşetten verildi elbette. Dünya için küçük, insalık için büyük adımların atıldığı uzaydan dönenler için Cumhuriyet gazetesi şu manşeti attı: “İlk Ay Adamları Dünyaya ayak bastı”. 25 Temmuz 1969, aynı tarihli Milliyet gazetesi de “9 gün süren tarihi Ay yolculuğu başarıyla bitti” üst başlığının altında “AY FATİHLERİ HOŞ GELDİNİZ!” diye manşet attı.

O günün Türkiyesinde yaşayanlar bu haberle coşku duyup insanlık adına geleceğe umutla bakmış olabilir. 9 gün süren ay yolculuğundan dünyaya dönen insanların olduğunu bilmek hayranlık uyandırdığı kadar, şaşkınlık ve hayret de uyandırmış olsa gerek.

Bizim konumuz bu değil, zaten coşku ve heyecanı başka bizim memleketin.

O gün İzmir Arkeoloji Müzesi soyuldu ve müzenin bekçisi 62 yaşındaki İsmail Altıntaş öldürüldü.

İzmir Kültürpark içindeki Arkeoloji Müzesi, 24 Temmuz 1969 tarihinde, sabaha karşı soyuldu. Hırsızlar  kendilerine bıçakla karşı gelen 62 yaşındaki bekçiyi etkisiz hale getirdikten sonra müzedeki Roma dönemine ait bir eserle kafasına vurarak öldürdü. 

Hırsızlıkta altın yıl: 1969

1969 yılı sanat hırsızlığında altın günlerini yaşadı. Hollanda, İngiltere, İskoçya, Amerika, İsviçre müze soygunlarıyla çalkalandı.

Bizim neyimiz eksik, yıl 1969 olur da bizde müze soygunu olmaz mı? 1969 sanat hırsızları, müze soyguncuları için altın bir yıldı.

Ocak 1969 Singer Müzesi soygunu – Hollanda
Şubat 1969 Rowley’ House Müzesi soygunu – İngiltere
Şubat 1969 Cumberland House Sanat Müzesi soygunu İngiltere
Şubat 1969 Inverness Müzesi soygunu – İskoçya
Mart 1969 Birmingham Sanat Galerisi ve Müzesi soygunu – İngiltere
Mart 1969 Sir John Soane Müzesi soygunu – İngiltere
Nisan 1969 Jenny Wade Müzesi soygunu – Amerika
Nisan 1969 Sarota Haç Müzesi soygunu – Amerika
Temmuz 1969 İzmir Arkeoloji Müzesi soygunu – Türkiye
Temmuz 1969 Heidegg Kalesi soygunu – İsviçre
Ağustos 1969 King’s Own Scottish Borderers Regimental Museum (KOSB Müzesi) soygunu – İskoçya Eylül 1969 Pennsylvania Üniversitesi Müzesi soygunu – Amerika
Ekim 1969 Güneybatı Amerikan Yerlileri Müzesi soygunu – Amerika.

Günümüzde bile hırsızlar için bir cennet olduğu artık hepimizce malum Fransa, bu soygunlardan nasibini almamış, ilginç.

118 parçalı sanat hırsızlığı

24 Temmuz 1969 tarihinde İzmir Arkeoloji Müzesi’ne giren hırsızlar bekçiyi öldürmekle kalmayıp, 118 parça tarihi eseri müzenin koleksiyonundan çalmıştır. Mühürler, kolyeler, kaşıklar, küpeler… Roma, Bizans ve Hitit dönemine dair onlarca kıymetli tarihi eser ve geride kalan gariban bir bekçi…

Liman kapıları tutulmuş, hava limanlarında alarm verilmiş, İnterpol durumdan haberdar edilmiştir. Öyle ya yerli ve milli hırsızımızın işi değil bu nihayet. Ya da rutin tedbirler böyledir de cahilliğimden abartıyorum. Yerli ve milli sanat hırsızlarımız arasında definecileri sayabilir miyiz dersiniz? Ne de olsa en eski zanaattır memleketimizde definecilik.

Soruşturma derinleştirilmiş ve polis Kireçburnu’nda Alman uyruklu Maximilian Kroneder’i tutuklayarak çalınan eserleri ele geçirmiştir.

118 parça tarihi eser demiştik değil mi? Kayıtlara da öyle geçmiş, gazeteler de 118 rakamında ısrar etmişti ama Maximilian Kroneder tutuklandığında ele geçirilen eserlerin daha fazla olduğunu yazıyor kaynaklar. Benim kaynağım Özhan Baki’nin bir araştırma makalesi, merak edenler için linkini buraya bırakıyorum.

Özhan Hoca sonrasını şöyle açıklıyor:

Yapılan araştırmalarda soygunun uluslararası bir şebeke ile bağlantılı olduğu iddia edilmiş ve hareket noktasının Viyana’ya kadar ulaştığı belirtilmiştir (…) Bir süre sonra soygunda yer aldığı iddia edilen İhsan Arsel Ankara’da, Yugoslav uyruklu Sava Bagaviç ise Belgrad’da yakalanmıştır. Dönemin Belgrad Savcısı Dusko Kovaçeviç, Sava Bogoviç’in Türkiye’ye teslim edilmeyeceğini, kendisinin Türk polisinin paylaşacağı tahkikat dosyasına göre Belgrat’ta Yugoslav kanunlarına göre yargılanacağını açıklamıştır (…) Gün geçtikçe etkisini kaybeden olayla ilgili gelişmeler zaman zaman gazetelerde yer almaya devam etmiş, İhsan Arsel ve Maximilian Kroneder tutuklanmış, Sava Bogoviç ise Belgrat’ta tutuklanarak cezaevine konulmuştur.

Kilitler, kasalar ve judo

Korumanın kilit ve mühürle sınırlı olduğu müzelerde bir telaş başladı nihayet. Gazetelerden öğrendiğimize göre İzmir Arkeoloji Müzesi’nin alarmı da, güvenliği de garantisi de başına aldığı tarihi eser darbesiyle hayata veda eden gece bekçisi İsmail Altıntaş’mış. Zaten bir süre sonra müzeyi ‘erken açtığı’ için bürokratlar kendisini suçlayacaktır.

Bu soygundan sonra Aydın Müzesi, mücevherlerin devlet bankası kasasında heykellerin de geceleri sacdan yapılmış sandıklarda muhafaza edildiğini duyurmuştur.

Selçuk Müzesi pencerelere demir parmaklıklar çekmiş ve kurt köpekleri satın almış.

Manisa Müzesi Müdürlüğü güvenlik sayısını artırmış ve bakın burası çok önemli, bekçilere judo dersleri verdirmiş, mücevherleri ise geceleri aynı devlet bankasının kasalarında muhafaza etmeye başlamış.

Bergama Müzesi alarm sistemi kurulması için girişimde bulunmuş ve bu sürede müzeyi polisle korumaya almış.

İstanbul Arkeoloji Müzesi soygun tatbikatları yapmakla birlikte gündüz 35 gece de 10 güvenlikle soyguna karşı önlem almış.

Fuar süresince de İzmir Arkeoloji Müzesi sivil polislerce korunmaya alınmış.

Geçerken bir daha anımsatalım, Manisa Müzesi’nde bekçilere soyguna tedbir amacıyla judo dersleri verilmiş.

Louvre Müzesi’nin mirası

Louvre Müzesi’ne gündüz gözüyle giren hırsızlar artık hepimizin ezber ettiği değerli mücevherleri dakikalar içinde çalıp çıktı. Öyle gizlenip saklanmaya da gerek görmediler, yüzlerini kapattılar, eyvallah. Ne kadar dakik, ne kadar planlı davrandılar ki, kaçarken düşen tacı geri dönüp almaya tenezzül etmediler ya da farkında bile değillerdi düşürdüklerinin, biz bu profesyonellik karşısında şaşkınlık yaşamaya devam ediyoruz.

Macron, “hırsızlar mirasımızı çaldı” dedi. Müzenin müdürü Laurence Des Cars istifa etti. Bu cümleyi tekrar yazmak istiyorum, (hayır kopyala yapıştır yapmadım, özellikle ve isteyerek tekrar yazdım) Müzenin müdürü Laurence Des Cars tüm sorumluluğu üstlenerek istifa etti; ama istifası kabul edilmedi. Sosyal medya bu soygunla çalkalanıp taşarken daha keyfine varamadan yeni soygun haberleri geldi. Britanya’da, Nelson Mandela çizimi Liverpool’da çalındı.

Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nden kayıp olduğu tespit edilen eserler

Yazıya böyle bir ara başlık attım ama zaten araklaya aktara geldiğimiz yazı gelip devletin resmi sitesine dayandı gene.

Bakınız T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sitesinde var bu başlık. Ayrıntılar için kanıtı ve linki burada.

Fena halde Ortaköy, cami, yat, vapur, köprü görseline dayanarak Ankara’dan bahsediyor bakanlık. Envanterden kayıp eserler listesi yayınlamış. Bir eser neden ait olduğu yerde, müzede değil de kayıptır? Bir değil onlarca eser kayıp da bunun nedenlerini yetkililer daha iyi biliyordur. Sonuçta biz ölümlüyüz dünyada.

Kayıp eserler arasında Adil Doğançay’ın ‘İncesu Deresinde Bahar’, Ali Avni Çelebi’nin ‘Hasat’, Ali Çelebi’nin ‘Vatanı Müdafaa Eden Türk Askeri’ eserlerinin yer alması gibi önemli sanatçılara ait çalışmalar bulunmaktadır.

Devrim Erbil’in ‘Soyutlama’, İbrahim Çallı’nın ‘Peyzaj’, Şevket Dağ’ın ‘Surlardan’ ve ‘Ayasofya, Cemaat Mahalli’ eserlerini de buraya kayıp olarak not etmek gerek. Bazı eserlerin görselleri mevcutken, bazıları için görsel bulunmamaktadır.

Diyor ki bakanlık : Ankara Resim ve Heykel Müzesi‘nden kayıp olduğu tespit edilen eserlere benzer eser bulunduran kişilerin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçları ile Mücadele Şube Müdürlüğüne müracaat etmeleri gerekmektedir. 

Saray’dan taht kaçırma

Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Yusuf Benli’nin 3. Selim’in tahtını lojmanına taşıttığı, tarihi taht kapıdan geçmeyince depoya kaldırıldığı ileri sürüldüğü haberi yapılmış ve bu haber gazete manşetlerinde kalmıştı bir süre. Hatta müze müdürünün özel misafirleriyle ‘Mecidiye Köşkü’nde tarihi eserler üzerinde kahvaltı ettiği, bu nedenle 14. Louis masasında lekeler oluştuğu yazılıp çizildi. İnkâr, komplo, özel hayat falan aldı yürüdü haber. Bir judo dersi değil tabii ama yine de yakın geçmişimize örnek olması bakımından önem taşıyor bu eş dost kahvaltıları.

Geri gelen sanat eserleri.

Durum o kadar da vahim değil, nihayet bulunup envantere tekrar giren sanat eserleri de var, onların haberini de yine Kültür ve Turizm Bakanlığı sitesinden verelim.