Aşırı ağaç kesimi ve ağaç kesimi için açılan yollar Borçka’da milyonlarca liralık hasara yol açtı.

Yerin Kulağı‘na konuşan köylüler, Orman Genel Müdürlüğü’nü defalarca uyardıklarını ama kulak asılmadığını söyledi.
Borçka’dan Maçahel’e (Camili) giden asfalt yolun yaklaşık 11’nci kilometresinde, Atanoğlu köyünün Çakmakçılar mahallesinde yol neredeyse 90 derecelik bir dönüş yapıyor. Bu dönemecin arkasında dik inen bir su var. Doğu Karadeniz’de böyle inen sayısız su vardır. Bunların bazıları yağmur yağınca ortaya çıkar, görünenlerin çoğu da küçüktür, ama hepsi yağmurlarda azmanlaşır.
Bu suyu akıtmak için bir menfez yapılmış -bu uygulamaya da sık rastlanır. Fakat yağan yağmurla menfez tıkanınca karayolunun arkasında dev bir baraj oluşmuş. Üstünden yol geçen bu ‘baraj duvarı’ patlayınca da arkada ne var ne yok su sürüklemeye başlamış.
Bu su birkaç yüz metre aşağıda anadere Klaskur’la birleşiyor. Orada da bir baraj oluşmuş. O baraj da patlamış. Bu patlamayla daha da azmanlaşıp deliren dere 10 kilometre boyunca etrafını yıkarak, yolu kemirerek Çoruh nehrine kavuşmuş. Borçka’daki yıkımın nedeni, kaynağı işte bu.

Peki, neden orada bir baraj oluştu, o baraj neden patladı? Köylülerin net bir cevabı var:
Orman Genel Müdürlüğü’nün açtığı ihalelerle altı yıldır bu bölgede aşırı ağaç kesiliyor. Artvin ormanlarının tamamı bu durumda. Aslında tüm Türkiye’de durum aynı. Ağaç kesimi ihaleyle birilerine veriliyor. Ağaçların kesilip taşınabilmesi için yollar açılıyor. Yolları bazen OGM açıyor, bazen da kesim ihalesini alan firma. Her durumda sorumlu OGM.
Aşırı ağaç kesimi, orman içinde aşırı yol açmak demek. Yol açılırken çıkan taş toprak yamaçlardan bırakılıyor. Bu da yaygın uygulama; daha doğrusu hep böyle yapılıyor. Kesilen ağaçların ‘işe yaramaz’ dalları da etrafa saçılıyor. Yağmurlarda oluşan ya da azan sayısız yamaç deresinden sürükleniyor bunlar.
Köylüler aşırı ağaç kesimi için, açılan yollar için defalarca şikayet dilekçesi verdiklerini, ama kimsenin kulak asmadığını söyledi. Borçka Platformu’na konuşan köylü Nuri Şentürk’ün dedikleri de aynı.
Durumu katmerleyen bir etken daha var. Tam da o dönemecin olduğu bölgede geçen kış çığ düşmüş; tabii ağaçları kırıp budayarak, kesilen ağaçların dallarını sürükleyerek.
Atanoğlu köyünden Mikail Şentürk, “Menfezin arkasında en azından 10 kamyon ağaç vardı” dedi bize. Köylüler yine uyarmış, yetkililer yine kulak asmamış, “Bir şey olmaz” demişler, “ağaçların, dalların arasından geçer sular.”
20 Eylül’deki yoğun yağışta o dönemeçte menfezi tıkayıp baraj duvarı haline getiren, işte önce çığla, sonra suyla inen bu taş-toprak-ağaç bulamacı. Duvarın arkasında su biriktikçe birikmiş. Sonunda da patlamış.
Köylüler “İyi ki patladı” diyor. Zira su yatağında akamayınca karayoluna binmiş, “Biraz daha sürseydi yol üstündeki bu lokantaları, evleri götürürdü” diyorlar.
OGM’nin suçları yüzünden sadece yollar zarar görmedi tabii, köylülerin bağları, bahçeleri, araçları da tahrip oldu.
Ormanda ya da dere kenarlarında bırakılan ağaçların felakete yol açtığını, felaketi büyüttüğünü 71 kişinin öldüğü 2021’deki Bozkurt (Kastamonu) selinden de biliyoruz.
Dereler yağmurlardan sonra irili ufaklı ağaçlar taşır eskiden beri, hatta bunların Lazcada bir adı da var: karkalaki. Fakat bu çoklukta karkalaki pek görülmüş şey değil. Görülmemiş bir başka şey de böyle bir tahribata yol açan taşkın. Mikail Şentürk (66) “Daha önce de seller oluyordu ama böyle bir vaziyet hiç olmadı” dedi. “Menfez bu vaziyete yol açtı.”