Altın Koza Film Festivali bitmek üzere. (O upuzun adıyla yazamadım 32’nci Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali.)

Festivalin başladığını muştuladığım yazıda tutuklu belediye başkanlarından ve belediye operasyonlarından bahsetmiştim.
Festivalin yıldızı kadın yönetmenler
Bu yıl bir garip atmosferde yapılan Altın Koza’da ulusal uzun metraj film yarışmasında kadın yönetmenlerin filmleri öne çıktı.
Altı erkek filmine karşı dört kadın filmi. Ekip bir tık daha zorlasa festivalde beşe beş bir eşitlik sağlanabilirmiş. Ama yine de bu dengeyi göz etmeleri takdir edilesi.
Festivale bu yıl bir salon krizi (talep yoğun salonlar küçüktü) damga vurdu ama sanırım burada suç belediyenin değil destek veren resmi kurumların tam anlamıyla yardımcı olmaması ve çeşitli bütçe sorunlarıydı.
Ve tabii ki yoğun, çakışan programda her şeyi izlemek mümkün olmadı. Ben kendi adıma ulusal uzun metraj yarışmasındaki birkaç filmi İstanbul’da görmüştüm zaten.
Ama en kayda değer adaylar kadın yönetmenler.
Annelikten kadınlık hallerine, toplumsal yüzleşmelere kadar birçok konuyu ele aldıkları filmleriyle festivalin gözdeleri onlar.
‘O Da Bir Şey Mi’
‘İşe Yarar Bir Şey’, ’11’e 10 kala’ filmleriyle bilinen Pelin Esmer, ‘O Da Bir Şey Mi’ filmiyle bu kez bir otelde çalışmak zorunda Aliye isimli genç bir kadının ünlü bir yönetmenle kurduğu bağa odaklanıyor.

Hikaye anlatıcılığında oldukça usta olan Esmer, bu filmde de hikaye içinde hikaye anlatarak seyircisine iki saatlik filmi soluksuz izlettiriyor.
‘Gündüz Apollon Gece Athena’
Emine Yıldırım’ın yazıp yönettiği ‘Gündüz Apollon Gece Athena’ ise gerçeküstü detayları toplumsal gerçeklikle buluşturan anlatısıyla yarışmanın en güçlü adaylarından.

‘Buradayım, İyiyim’
‘Buradayım, İyiyim’ filmiyse hamilelik sonrası depresyonuna odaklanan bir yapım. Bu ikinci uzun metraj filmiyle yönetmen Emine Emel Balcı, kişisel bir hikayeyi kurmacanın olanaklarıyla zenginleştiriyor. Filmin başrolü Bige Önal’sa Filiz karakteriyle adeta bütünleşmiş görünüyor.

‘Cinema Jazireh’
‘Cinema Jazireh’ filmi de yarışmada en ilginç yapımlardan. Film Taliban zulmü altındaki ülkede erkek kılığına girip oğlunu arayan bir kadının hikayesini anlatıyor. Yönetmen Gözde Kural, Afganistan’da yaşadığı kişisel tecrübeler ve gözlemlerden hareketle bu filmi çekmiş.

Ulusal uzun metraj film yarışmasındaki diğer yapımlar Tayfun Pirselimoğlu’na ait ‘Idea’, Antakya’da depremde evini kaybetmiş bir aileyi anlatan Orhan Eskiköy’ün çektiği ‘Ev’, Diyarbakır’da paraşütle uçmayı kafasına takmış bir adamı anlatan Rezan Yeşilbaş’a ait ‘Uçan Köfteci’.
‘Annemin Solgun Çiçekleri’, ‘Perde’ ve ‘Algoritmaya Biat Et’ de diğer yarışma filmlerinden.
Belgesel ve kısa film yarışmalarından film takip edebilmek yoğun program nedeniyle pek mümkün olmadı.
12 yıl sonunda: ‘Kardeş Türküler’le 30 yıl’ belgeseli
Ama 12 yıldır çekimi devam eden Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş’ın çektiği ‘Kardeş Türküler İle 30 Yıl’ belgeselinin de seyirciyle Adana’da ilk kez buluştuğunu duyurabiliriz.
Belgesel, bir müzik grubunun 30 yıllık yolculuğunu Türkiye’nin içinden geçtiği politik süreçlerle ele alıyor.
Önümüzdeki yıl için belki her kategoriden film izleyebileceğimiz bir program umuyorum.
Kadın sinemacılardan taraf bu festival yazımı onlara ödül için bol şans dileyerek bitiriyorum.
(Sinemacının da kadını erkeği olmaz elbette ama o kadar sopa yediğimiz, görünmez kılındığımız bu ülkede kadın kimliğimiz/ kadınlığımız en büyük dayanağımız.)