Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Tarihteki hiçbir yok oluş ya da var oluş bir ‘an’ meselesi değil, adları bir ‘an’la anılsa bile. Her zaman bir süreç meselesi aslında!
O nedenle bir şeyi var etmek ya da yok oluşuna karşı çıkmak için bir ‘an’ı bekleyemezsiniz. O siz beklerken var ya da yok oluyordur da farkına varamazsınız!
Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanması da bir ’30 Ağustos anı’nın işi değildir. Öncesinde küçük küçük zaferler ve yenilgiler olan bir sürecin sonucudur o. Bir ulusun tüm potansiyelinin, en küçük birimlerde örgütlenmesi ve harekete geçirilmesi sonucudur.
İşte kendime çıkardığım 30 Ağustos dersi: Bir zafer istiyorsan, onun gerçekleşeceği bir anı bekleme. Onun gerçekleşmesi için, aynı hedefe yürüyebilecek herkesi, her yerde, toplumun en küçük biriminde bir araya getirip harekete geçir!
Tıpkı bir devletin bir savaştan sonra yok olmadığı gibi bir zaferden sonra ilelebet var olmasının da garantisi yoktur. Tarih bunun da örnekleriyle dolu.