Dönüp dönüp şu ‘Kürtler nerede?’ sorusuna takılıyorum.
…Sürekli saldırıya uğruyorlar, büroları yakılıyor, bayrakları yırtılıyor, partililer ve gönüllüler yaralanıyor, seçim çalışmaları baltalanıyor; sürekli hakarete uğruyorlar,
Roboski’nin az ötesine ‘kendi savaş uçağımızı yapıyoruz’ diye afişler asılıyor; sürekli tehdit altındalar, ‘Çözüm Süreci bitti-biter’ ahkâmlarının, ‘sizi yine öldürür, yol kenarlarına atarız’ anlamına geldiğini herkes biliyor.
Her gün çocukları IŞİD’le savaşırken ölen; her hanesinden, devletçe öldürülmüş, işkence edilmiş, gözaltında kaybedilmiş, hapse atılmış en az bir insanın çıkacağı; sadece Türk devletinin zulmetmediği, Türk toplumunun da, çektiği bütün eza cefaya, uğradığı bütün zulme kayıtsız kaldığı birilerinden bahsediyoruz, “Kürtler” derken.
Neredeler?
On iki yaşındayken on üç kurşunla vuruldular, bahçede yatıyorlar. Uğur neredeydi? Neredesin Ceylan?
Anamın kucağındayım, yalnız parça parçayım, cevap veremiyorum.