Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz, 25 Ağustos 2014 günü yazdığı “Allah Davutoğlu’nu utandırmasın” başlıklı yazısı nedeniyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘kişilik haklarına saldırı’ suçuyla açtığı davada 20 bin lira manevi tazminata mahkum edildi.

Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Erdoğan’ın avukatı Muammer Cemaloğlu, dava konusu yazının basın hürriyetini aştığını ve hakaret içerikli olduğunu ifade ederek, davanın kabulünü ve tazminata karar verilmesini talep etti.
Hakim Selam Durdu, ‘kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu’ gerekçesiyle davalı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık AŞ, Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı ve yazar Mehmet Yılmaz’ın toplam 20 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verdi.
Mehmet Y. Yılmaz’ın 25 Ağustos 2014 günü Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Allah Davutoğlu’nu utandırmasın” başlıklı yazısından kısa bir bölüm şöyle:
“Erdoğan’ın artık birinci derecedeki önceliği haklarında yolsuzluk iddiası olan adamlarını korumaktır!
Adamlarını koruyacak ki, kendisini de koruyabilsin!
17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarını ‘bir darbe girişimi’ olarak nitelemesinin nedeni de budur, sanki varlıklarından ilk kez haberdar oluyormuş gibi ‘paralel yapı’ diye bir “düşman” icat etmesinin nedeni de budur.
17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonları evet, şimdi adına “paralel” dedikleri, bir zamanlar kucak kucağa oldukları Fethullah Gülen Cemaati’nin, hükümetten “intikam” operasyonudur. Bunu kimse reddedemez.
Eğer birbirlerinin tekerine çomak sokmamış olsalardı, bugün cadı avına konu olan hâkimler, savcılar ve polisler “en kahraman” olarak yine başlarda taç olacaktı, haklarında hırsızlık iddiaları olanlar koltuklarını ısıtmaya devam edecekti.
… Beş vakit namaz kıldılar, oruç tuttular, (belki) zekât verdiler, hacca gittiler, dillerinden Allah kelimesi düşmedi!
Bir yandan sahte deliller ile insanlar hapislerde süründürüldü, diğer yandan sıfırlana sıfırlana tüketilemeyecek kadar paralar biriktirildi.
Ve şimdi “Ahmet Davutoğlu kardeşimiz”, seçildiğinin belli olmasından sonra “Allah bu yolda bize güç, kudret versin. Allah utandırmasın” diyerek yola çıkıyor.
Şunu gerçekten merak ediyorum: Hem Allah’ın varlığına inanıp, hem de onun bütün bu olan biteni görmediğini, bilmediğini varsaymak, nasıl bir şey?”