İlke mi, kural mı?
İ

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

MUSTAFA ALP DAĞISTANLI

mustdagistanli@gmail.com

Yazıda en temel ilkelerden biri, Memet Fuat’ın deyişiyle ‘anlamın duralamadan, ikinci bir okumaya gerek duyulmadan algılanmasıdır’. Şu cümleye Memet Fuat’ın ‘en sıcak yasa’ dediği bu ilkeyle bir bakalım:

“Antik dönemde insana atfedilen siyasi doğa … oturmuş bir birlik içinde kendi kendini yönetmeye, insanın özgürlüğü ve tamlığa ulaşma kapasitesinin siyasi hayat içinde konumlandırılmasına gönderme yapıyordu.”

Anlayamıyorum. İki kere bile okuyunca anlayamadığım şey şu: ‘insan özgürlüğü-nün ve tamlığa ulaşma kapasitesi-nin mi, yoksa ‘insan özgürlüğün-e ve tamlığ-a ulaşma kapasitesinin’ mi?

‘Ayşe ve Ahmet’in babası’ deyince anlamak kolay. Hoş bu basit cümlede bile o kadar kolay olmayabilir: Ahmet’in babası ve Ayşe’den de söz ediliyor olamaz mı? Ama bağlamdan hemen anlarız neyin ne olduğunu, ‘Ayşe’yle Ahmet’in babası’ dendiğinde.

Yukarda verdiğim cümlede bağlamdan da anlaşılamıyor. O cümleyi bir kitaptan aldım: Halkın Çözülüşü – Neoliberalizmin Sinsi Devrimi, Wendy Brown, Çeviren: Barış Engin Aksoy, Metis Yayınları. Çevirmenimiz Barış Engin Aksoy (birkaç kılçık hariç iyi bir çeviri, rahat anlaşılır bir Türkçe) bu tamlamaları / söz öbeklerini hep böyle kullanıyor. Bir örnek daha vereyim:

“Son yıllarda kemer sıkma önlemleri ve özelleştirmeye karşı düzenlenen protestoların kafa tuttuğu düzen budur.”

Burada pek karışıklığa yol açmıyor: Protestolar kemer sıkma önlemlerine ve özelleştirmeye karşıdır. Kimileri böyle kullanır, gramer olarak yanlış da değil, ama ben genellikle tamlamanın her iki parçasında da eki kullanıyorum, karışıklığa yol açmasın diye -kimi zaman da vurgulamak için.

Dilbilgisi kurallarına uygunluk bir metni iyi, güzel, doğru kılmadığı gibi, anlaşılır olmasını da garantilemiyor. Bu demek değil ki dilbilgisi kurallarını gözardı edelim. O kurallar yazmak, okumak kolaylaşsın, ortak bir dil oluşsun diye var. Ama kurallar değişebilir, değişiyor zaten. Melih Cevdet şöyle diyor:

“Kurallar zamanla canlı dil yönünde değişikliğe uğrar. Tersini düşünmek dile gem vurmak, giderek onu can evinden vurmak olurdu.”

Kurallar yerine -yerine değil de yanında- ilkelere öncelik vermeli galiba. Hayatta da öyle değil mi? (Belki de değildir.) Bir kuralcı insanlar var, bir de ilkeci. Kuralcı insanlar genellikle o köşeli tutumlarını ilke sanıyor, ilkeyle kuralı karıştırıyorlar – ya da bana öyle geliyor. Bu kuralcılıklar beraber yaşamayı öyle zorlaştırır ki, ah! (Hop dedik! yoldan saptık, kendimize gelelim.)

İşte, yazıda en önemli ilkelerimizden biri de anlaşılır olmak -konudan ayrılmamak da var tabii. Yukarda kitaptan verdiğim tamlama arızası örneğine geçen gün bir haber başlığında da rastladım:

“AKP’nin kalesi olan illerde mitingler yapan CHP, seçmen görüşlerini de dinliyor: AKP’liler ekonomi MHP’liler süreçten şikayetçi.”

Yanlış mı? Değil. Ama kurala uygunluk bir saçmalık doğuruyor bence. Şöylesi daha anlaşılır, daha güzel değil mi:

“AKP’liler ekonomiden, MHP’liler süreçten şikayetçi.”

Aynı kitaptan yine anlaşılırlık, tek okumada anlaşılır olma ilkesini kulağımıza küpe ederek bir başka kullanım örneği vereyim:

“Tüm piyasalar dizginlenmemiş rekabette temellenen ve bu sayede gelişen doğal eşitlik alanlarıysa şayet, hükümet girişi kolaylaştırabilir ve rekabeti teşvik edebilir, ama bunun dışında davetsiz misafirdir.”

“Liberal sanatlar eğitiminin çoğunluğu içerecek şekilde genişletilmesi, kökten demokratikleştilmiş bilgi, insanın mükemmeleştirilebilirliği, özgürlük ve siyasi yönetim gibi ideallerin taşıyıcısıysa şayet, günümüzde bu hamlenin tersine çevrilmesi ne anlama gelmektedir?”

Uzun oldukları için anlaşılmaları zor olabilecek bu cümleleri kurarken, ben olsam, ‘şayet’i cümlenin başına çakıp okura şartlı bir cümle okuyacağını peşinen duyururdum, hazır olsun. Böyle yapmayınca okur başa dönme gereği, en azından cümleyi bir daha düşünme gereği duyuyor.

Bizim Turgut Uyar ‘eğer’i gereksiz bulur, haklı bence, ama iki durumda kullanmakta yarar var. Birincisi, vurgulama niyetiyle. İkincisi de uzun şartlı cümlelerde okuru hazırlamak, yürüyeceği yolla ilgili bir kılavuz vermek için cümle başında.

Demin dedim ya, bazıları bu söz öbeklerinin ilkini mutlaka yalın (eksiz) kullanıyor. Bildiğin Gibi Değil – Osmanlı‘yı Can Yayınları’na gönderdiğimde karşılaştığım editör azizliklerinden biri şuydu: “Kimler sakal bırakamazdı?” bölümünün ilk cümlesi şuydu:

“Herkes bırakabilirdi; saraydaki erkekler ve şehzadeler hariç. Sarayda padişahtan başka sadece bostancıbaşı sakallıydı.”

Editör bu cümleyi şöyle değiştirmişti:

“Herkes… Tabii ki saraydaki erkek ve şehzadeler hariç. Sarayda padişahtan başka sadece bostancıbaşı sakallıydı.”

Tabii, o soruya ‘herkes’ diye bir cevap verilemez. Cümlemi beğenmeyip bölünce bir saçmalık yaratmışlar, ama bunu geçiyorum, konumuz değil. ‘Erkekler’i ‘erkek’ yapmışlar. E ben öyle demeyi bilmiyor muyum acaba? Bir editör, yanlış değilse, yazarın deyişine ne karışır yahu! Belki yanlış bulmuşlardır. Onların deyişi bana bayağı çirkin geliyor.

Fazla ince ayrıntı bunlar, diyenler vardır belki, öyledir evet, ama güzel yazı böyle ince ayrıntılar da düşünülerek üretilebilir. Kurallara uygunluk aranabilir, ama güzellik de temel ilkelerden biridir, öncelikle gözetilmelidir.

“Güzelliğin ille uyulacak kanunları yoktur; varsa bile bunların hepsini hiçkimse hiçbir çağ bulamamıştır, açık olarak belirtememiştir” demiş Ataç.

Siz ne dersiniz?

DİLE GELENLER

Sıklıkla’nın farkı

‘Sık sık’ yerine ‘sıklıkla’ birden gözüme yanlış görünüverdi. Sözlüğe baktım ‘sıklıkla sık sık demek,’ diyor. Bir anlamı da frekans. Sık sık’tan daha yuvarlak bir ifade sanki. Daha statik bir his uyandırdı bende.

Şöyle iki cümle geçti aklımdan:

Ahmet bizim eve sık sık uğrar.

Bizim eve gelen sıklıkla Ahmet’tir.

Özge Atay

MAD: ‘Sıklıkla’yı hiç kullanmayan bana mantıklı göründü Özge’nin verdiği örnek cümlelerdeki fark. Ne güzel.

OYUN – 8

En az 5 harfli kaç kelime bulabilirsin? Çıta 40’ta.

BULMACA – 1

Mesut Ergün geçen haftaki bulmacaya iki çözüm gönderdi, kutlarız, güzel iş.

Benim kurduğum bulmaca da şuydu:

Tembel okur istemiyoruz, çalışın, Oyun ya da Bulmaca kurup gönderin, yayınlayalım.