Hocalarından intörnlere son ders

MESUDE DEMİR

@mesudedemirr

Genç hekim adayları, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ndeki son günlerinde, son derslerini sevdikleri üç öğretim üyesinden aldılar.

Soldan sağa; Dr. Cem Ar, Dr. Harun Cansız, Dr. Ercan Türeci, Dr. İlker İnanç Balkan (Dekan Yardımcısı)

Öğrencilerin düzenlediği İntörn Günleri’nde ‘Cerrahpaşa’da Son Dersler’ başlıklı oturumu, Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Cansız yönetti.

50 yıl önce tıp fakültesine adım atan, iki ay sonra da emekli olmaya hazırlanan Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ercan Türeci’nin de öğrencilere son dersiydi.

Prof. Dr. Ercan Türeci: Yılmayın, moralinizi bozmayın.

Doğru bildiklerini ya da iyi hekimlik yapmaya çalıştıklarında her zaman destek görmeyeceklerini belirten Türeci, “Tam tersine engellerle, kösteklemelerle karşılaşacaksınız. Bunlar sizi yıldırmasın, moralinizi bozmasın ve yolunuzdan çevirmesin. Bildiğinizi yapmaktan vazgeçmemenizi salık veririm” dedi.

Türeci, 2005’den beri yedi farklı uluslararası sivil toplum örgütüyle birlikte 30’un üzerinde misyona katıldı. Buralardaki deneyimlerini genç meslektaşlarıyla paylaşan Türeci, Cerrahpaşalı bir hekim olarak, her gittiği yerde insanların sevgisini ve saygısını kazanmaya da çalıştığını söyledi. Türeci, “Hikâye yalnızca Cerrahpaşa’da okumak, mezun olmak değil. Bunu aynı zamanda hayata da geçirmek” dedi.

Süpermen değilim

Türeci şöyle devam etti: “Süpermen değilim, dünyayı kurtarmıyorum. Yaptığım deniz yıldızı misali.  Bütün çocukları ameliyat edemiyorsunuz. Bütün çocukları kurtaramıyorsunuz ama durup laf söylemekten ya da ‘Orada çocuklar ölüyor, sakat kalıyor’ demektense en azından onların bir bölümüne katkıda bulunuyorum.”

Depreme dayanıksızlığı nedeniyle Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin büyük bölümü Atatürk Havalimanı pistine kurulan Murat Dilmener Hastanesi’ne apar topar taşınmıştı. Türeci pandemi koşullarında yapılmış, olanakları kısıtlı bir hastaneden tıp fakültesi hastanesinin çıkmayacağını söyledi: “Bazı şeyleri kayda geçirmek lazım. ‘Bizimle ne alakası var’ demeyin. Çünkü Cerrahpaşa hepimizi ilgilendiriyor. Sonuçta tıp fakültesi akademik bir kurum. Akademik bir kurumda kararların (kapanma, açılma, taşınma, kimin nereye taşınacağı, ne zaman taşınacağı, ne şekilde taşınacağı) ortak alınması lazım.

Boyacı küpü misali ‘Soktum, çıkardım, oldu boyandı. Ben kararı alırım, Twitter’da söylerim‘ derseniz olmaz. Murat Dilmener’i Cerrahpaşa olarak görmeyi reddediyorum. Burada başladım, burada bitireceğim.”

Kibar olun, kibirli olmayın!

Prof. Dr. Özgür Kasapçopur : ‘İnsan hekim’ olun.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur da tam 45 yıl önce Cerrahpaşa’ya ilk adımını atmış: “O kadar mutluyum ki, burada olduğuma, her gün yeniden şükrediyorum ve hayata teşekkür ediyorum.”

“İnsan hekim olmayı, insan olmayı, yaşamın kutsal olduğunu unutmayın” diyen Kasapçopur, şöyle devam etti: “Hekimlik bir meslek değil, yaşam biçimi. Yaşadığınız müddetçe bunu hissedeceksiniz.

Diğerkâm olun.

Hepiniz çok bilgilisiniz. Ama bunu bilgelikle birleştirmediğiniz anda elinizden birçok şeyin kaçıp gittiğini göreceksiniz.

Dünyanın en naif ve en iyi kalpli işini yapacaksınız.

Kibar olun, kibirli olmayın.” 

Hastalarınızın adını öğrenin

Kasapçopur, iyi ve onurlu hekimlik için ayrıca şu hatırlatmaları yaptı:

“Çalışma arkadaşlarınızla iyi geçinin. Sağlık bir ekip işidir. ‘Günaydın’ deyin. Her zaman teşekkür edin ve çevrenize ‘kolay gelsin’ dileklerinizi iletin. Çalıştığınız kişilerin ve hastaların isimlerini öğrenin, sorunlarıyla ilgilenin.

Ekip çalışmasına önem verin. Ekibe liderlik yapın. Mutlaka tıp dışı hobileriniz olsun. Mutlaka iyi İngilizce öğrenin. Çevrenize, çalıştığınız kuruma sizden istenmese bile bir katkınız olsun. Birlikte çalıştığınız arkadaşlarınızın başarılarından gurur duyun.

İyilik yapmakta ‘çağlayan’ gibi olun. Haklarınız için mücadele edin.

Ne olursa olsun umudunuzu kaybetmeyin.”

Kasapçopur, genç hekimlerden çocuk hastalıkları hekimi olmalarını da istedi: “Pediatride hekim olursanız çaresiz bir hastaya çare, nefes alamayan bir çocuğa nefes olacaksınız.”

Hastaya bakın, gülümseyin, dinleyin

Dr. Ercan Türeci, Dr. Harun Cansız ve Dr.Özgür Kasapçopur öğrencileriyle.

İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Ar, meslektaşlarından hastaya bakmalarını istedi: “İletişimin en önemli unsuru bakmak. Ama boş bakmak değil. En azından gözünün içine bir bakıp biraz gülümsemek önemli. Çünkü o hastadan elde edeceğiniz bilgiyle tedavi edeceksiniz. Dinlemezseniz öğrenemezsiniz.

Karşınızdaki onu dinlediğinizi, gözünün içine baktığınızı, anladığınızı, değer verdiğinizi hissetmeli.

Anamnezden yüzde 80’ini çözeceksiniz. Ama hastanın size onu anlatabilmesi için size güvenmesi, değer gördüğünü hissetmesi lazım.”

Ar, gençlerden çalıştıkları yerlerde ve özel hayatlarında ortama gülümseyerek girmeleri istedi: “Hastane, servis, poliklinik vs. içeriye bir pozitif enerjiyle, gülümseyerek girdiğiniz zaman karşıdaki de size gülümser. Somurtursanız o da somurtur. Birlikte ekip olarak daha huzurlu, daha keyifli ve daha verimli çalışmış olursunuz.”

İntörnler, ertesi günü düzenlenen törenle diplomalarını aldılar.