2050'de 7 milyar insan kentlerde yaşayacak: Sorunlara çözüm aranıyor

MESUDE DEMİR

@mesudedemirr

Kentlerde yaşayanların sayısının her geçen gün artması beraberinde çözüm bekleyen pek çok sorunu da getirdi. Halen 4 milyardan fazla insan kentlerde yaşıyor. 2050’de sayı 7 milyara çıkacak.

Fotoğraf: AA

Sağlıklı kentleri mesele edinen Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı, bu yılki toplantısını Bursa’da yapıyor.

İnsanlık tarihinin büyük bölümünde küçük topluluklar halinde yaşadık. Sanayileşmeyle birlikte işgücüne ihtiyaç arttı. Kırsaldan, kentlere göç oldu. Kentler giderek kalabalıklaştı. Kentleşme bir yönüyle modernleşme de olsa çok büyük sorunlara zemin hazırlıyor.

Kent sakinlerinin dörtte birinden biraz fazlası gecekondularda yaşıyor. Yine kentlerde yaşayanların dörtte üçü ekonomik olarak daha kötü, düşük ile orta gelirli ülkelerin kentsel bölgelerindeler. Suya, sanitasyona, yeterli yaşam alanına erişim ve konutlarının dayanıklılığı karşılaştıkları başlıca sorunlar.

Türkiye nüfusunun yüzde 93’ü kentlerde yaşıyor. Dolayısıyla bu sorunlardan muaf değil.

İklim değişikliğinin 250 bin ek ölüme neden olması bekleniyor

Dünya çoklu krizler yaşıyor. İklim değişikliği, en önemlilerinden ve sonuçlarıyla kentlerin sağlığını bozuyor.

3,6 milyar insan iklim değişikliğine karşı hassas bölgelerde yaşıyor. 2030 ile 2050 arasında iklim değişikliğinin, yalnızca yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve ısı stresi nedeniyle yılda yaklaşık 250 bin ek ölüme neden olması bekleniyor.

Kadınlar, çocuklar, etnik azınlıklar, yoksul topluluklar, göçmenler veya yerinden edilenler, yaşlılar, kronik sağlık sorunları olanlar en savunmasızlar.  

343 milyon kişi akut gıda güvensizliği yaşıyor

Akut gıda güvensizliği yaşayan insanların yüzde 65’i kırılgan veya çatışmadan etkilenen koşullardalar. Gıda enflasyonu birçok yerde çok yüksek. Satın alma gücünü azaltıyor ve milyonlarca hanenin gıdaya erişimini riske atıyor.

Son dört yılda, gıda fiyatları küresel olarak 26 ülkede iki katından fazla arttı. Aşırı hava olayları, açlığı ve gıda güvensizliğini artırmaya devam ediyor.

Diğer yandan yaşlı nüfus artıyor. Nüfus yapısında değişikliğe aile yapısındaki değişiklik eşlik ediyor. Yaşlılıkta da yalnız yaşam artıyor.

‘Sağlıklı kentler’ için sekizinci faza gelindi

Tüm ve daha fazlası soruna çözüm üretmeye çalışan bin 900’ü aşkın şehir ve belediyeyi bünyesinde barındıran DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın bu yılki ana teması ‘Dayanıklı ve Sağlıklı Şehirler: Herkes İçin Sürdürülebilir Kentsel Gelecekler Yaratmak’.

Üç gün süren toplantılara yerli ve yabancı belediye başkanları, başka yerel yöneticiler, bilim insanları ve farklı alanlardan uzmanlar katıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi bundan 20 sene önce de aynı ağı misafir etmişti.

Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı, bu yılki toplantısını Bursa’da yapıyor.

Sağlıklı kentler projesinin kavramsal altyapısının güncellenmesi, benimsenmesi ve gelişmesi amacıyla proje 1987’den beri fazlar halinde ilerliyor. Fazların amacı kentlere bir yol haritası vermek. Ağ altı yıldır yedinci fazdaydı. Toplantının bitimiyle birlikte kentler sekizinci faza geçecek.

Herkes için daha sağlıklı ve daha mutlu şehirlerin altı teması var. Bunlar; şehirleri oluşturan insanlara yatırım yapmak, sağlığı ve refahı iyileştiren kentsel mekanlar tasarlamak, sağlık ve esenlik için daha fazla katılım ve ortaklıklar, toplumsal refahın ve ortak mal ve hizmetlere erişimin iyileştirilmesi, kapsayıcı toplumlar aracılığıyla barışı ve güvenliği teşvik etmek, gezegenin bozulmasını önlemek ve bunun için sürdürülebilir tüketim ve üretim de dahil olmak üzere örnek oluşturarak liderlik etmek.

Yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmeli

Toplantıda görüştüğümüz Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay Diken’in sorularını yanıtladı.

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve Mesude Demir.

Türkiye’den 18 büyükşehir, 80 büyükşehir ilçesi, 15 il, 34 ilçe, üç de belde belediyesinin ağda yer aldığını belirten Tugay, “Bu tüm Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 61’inin (belediye üyelikleri üzerinden) sağlıklı şehirler ağına dahil olduğu anlamına geliyor” dedi.

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin de bilim insanlarından oluşan bir danışma kurulunun rehberliğinde çalıştığını söyleyen Tugay, “Birlikte öğrenmeyi ve iyi uygulamalarımızı birbirimizle paylaşmayı amaçlıyoruz. Son dönemde iklim değişikliğinin özellikle sağlık üzerine etkilerini daha yoğun çalışmayı amaçladık” dedi.

Konu siyaset üstü

Meseleye siyaset üstü baktığını ifade eden Tugay şöyle devam etti: “Evet her şey aslında siyasidir. Bir yönüyle siyasetle mutlaka ilgisi var ama konu sağlık, çevre sağlığı, iklim konusu olunca sağı, solu, ortası, yukarısı, aşağısı yok. Etnik kökeni, dini, milliyeti de yok. O yüzden olabildiğince siyaset üstü bir konu.

Sadece Türkiye’de değil dünyanın hiçbir yerinde merkezi hükümetler bütün alanı sağlıklı bir şekilde görüp yönetemiyorlar. Yerel yönetimler gerçekten kritik öneme sahip.

Yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesi lazım. Diğer yandan mevzuatın izin vermediği ama zorlayabileceğimiz çok şey de var.

Belediyeler sağlıklı su tüketimi, hava kirliliğinin önlenmesi, elektrik tasarrufu, karbon emisyonunun azaltılması gibi pek çok konuda daha aktif rol alabilir.”

Okul kantinlerini işletmemize izin vermediler

Gıda güvensizliği çok büyük bir sorun. Toprak kirlendi. Organik içeriği azaldı. Çiftçiler ürün yetiştirmekte zorlanıyorlar. Üretimi desteklemek için fazla kullandıkları zehirler, sentetik gübreler nedeniyle sağlıksız ürünler yetişiyor. Sofraya gelen sağlıksız ürünlerin özellikle küçük çocuklarda ve yaşlılarda ciddi etkilere yol açtığını belirten Tugay, “Çocukların beslenmesi şu anda toplumumuzdaki en ağır sorunlardan birisi. Kesinlikle sağlıklı beslenemiyorlar. Aileler yeterince bilinçli değil.

Belediyeler özellikle okullardaki çocukların daha sağlıklı beslenmeleriyle ilgili çalışabilir. Biz aslında belediye şirketimiz vasıtasıyla okul kantinlerini işletmeye, çocuklara sağlıklı gıdayı uygun fiyata  hatta ücretsiz vermeye talip olduk. Maalesef buna mevzuat uygun değil dendi ve izin verilmedi. Sadece şahıslar işletebiliyormuş.”

Birçok sorunun temeli plansız şehirleşme

Türkiye hızlı kentleşti. Üstelik de plansız. Kaçak yapı çok fazla. Kaçak mahalleler, semtler kurulduğunu belirten vurgulayan Tugay, şunları anlattı: “Bozuk ve plansız şehirleşme birçok sorunun da temeli. Altyapı, trafik, çevre sorunları, kentsel dönüşümle ilgili yapamadıklarımız, sosyal donatı eksiklikleri de bundan kaynaklanıyor.

Plansız yapılan yerde yeterli yeşil alan olmuyor. Yeterli eğitim, sağlık alanı ayrılmıyor. Oysa belediye hizmeti için alanlar ayrılması lazım.”

Tugay şehirler büyüdükçe çevre sorunlarının da büyüdüğünü ifade etti. Hava, su, gürültü, ışık kirliliği bunlardan sadece birkaçı.

Kentler için de sağlık etki değerlendirmesi istenmeli

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Mesude Demir.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, her projenin ‘sağlık etki değerlendirmesinin’ de yapılması gerektiğini söyledi: “Herhangi bir projenin sağlık açısından insanlara ne verebileceği ya da ne gibi sorunlar yaratabileceği değerlendirilmeli.

Dünyanın bazı yerlerinde, özellikle büyük projelerin sağlık etki değerlendirmesini mutlaka yapıyorlar. Sadece insanların değil, çevre sağlığı açısından da değerlendiriyorlar.

Sağlıklı bir gelecek için riskleri önceden görebilen ve yönetebilen kentler olmak zorundayız.

‘Herkes için sağlık’ ilkesi kentlerin planlamasına dâhil ederek, yerel yönetimlerin daha kapsayıcı ve sürdürülebilir politikalar üretmesine katkı sunmaları mümkün.”

Toplantının sonunda tüm kentler eylemleriyle ilgili taahhütte bulunacak. Kapanışta imzalanacak belgenin adı toplantının yapıldığı kentin adını alacak: Bursa Taahhüdü.

Bozbey, toplantı boyunca oluşan karbon salımını telafi etmek amacıyla bin 200 fidanı toprakla buluşturacaklarını da söyledi.