Sami Gürkahraman: Ani kalp ölümlerinin çoğunun nedeni ölümcül ritim bozukluklarıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sahnede ölümlere tanık olunan birçok olay var ve şimdilik medyanın bu örnekleri romantize ettiği yönüyle konuşmayacağız. Şeker hastalarının bir kısmı hariç olmak üzere kalp krizlerinin çoğu mutlaka bir belirti verir. Bunlar eforlu veya eforsuz göğüs ağrısı, sırt ağrısı, mide ağrısına benzer ağrı, boyun ve çeneye vuran ağrı, sol kol veya her iki kolda ağrı/uyuşma, nefes almada zorluk, bunların her hangi biri veya terleme, mide bulantısı gibi… Sahnedeyken veya çekim setinde bu belirtiler varsa oyuna devam etmemek veya en azından ne olduğu anlaşılana kadar ara vermek en iyisidir. Emin olunuz seyirciler size alkışlarlar. Belirti vermeyen ani kalp ölümlerinin büyük çoğunluğunun nedenleri ise ölümcül bazı ritim bozukluklarıdır. Sonuç olarak kalp krizi nedeniyle gelişen ani ölümden bahsediliyorsa çok büyük ihtimalle atlanmış veya önemsenmemiş bir belirti vardır.

Nefes darlığı, çarpıntı, yukarıda kalp krizi ile ilgili sıraladığım belirtiler, daha önce bayılma öyküsü, daha önce yapılmış kalp tetkiklerinde takip gerektiren problemleri olanlar, kovid hastalığı geçirmiş olanlar, annesi 65 yaşından ve babası 55 yaşından önce kalp hastası olanlar ciddi kalp muayenesinden geçmeli. Müdahale eksikliği, tıbbi ekibin olmadığı zamanla sınırlı değildir. Tıbbi ekip gelene kadar her yetişkin bireyin ilk müdahaleyi yapacak kadar bir eğitim alması gerekliliği ortadadır. Yani kurumsal olarak eğitimin en yukarıdan en aşağıya kadar organize edilmesi gerekiyor. Sahnede yaşananlardan sonra gerek sosyal medyada ve gerekse YouTube haber kanallarında bazı uzmanların dile getirdikleri hususlardan biri de defibrilatör denilen, kalbin kan atımı yapmayan ölümcül ritim bozukluklarında işe yarayan cihazın olmaması… Kalp krizlerinde ölümcül ritim bozuklukları görülebilir. Bu nedenle defibrilatörlere ihtiyaç vardır. Büyük alış veriş merkezlerinde, otellerde ve bir çok kalabalık alanda maliyeti düşük bu aletlerin olması her ne kadar önemliyse de eğitimi almamış bireyler olmadığı sürece bir anlamı olmayacaktır.

Her bireyin belirli periyotlarla ‘ilk müdahale’ kursu almasının önemini anlatmaya çalışıyorum. Bu eğitimin her yetişkin için mecburi olmasını savunuyorum. Eminim çoğunuzun aklına; askerlik görevi sırasında, ehliyet alırken, iş güvenliği eğitimlerinde ve bazı kurumlarda bu eğitimin zorunlu olması nedeniyle bildiğinizi söylemek gelecektir. Test edilmeyen, simüle edilmeyen, tekrar edilmeyen, tatbikatı yapılmayan bilgi eskir ve/veya unutulur. Dediğiniz gibi olsaydı, yani ehliyet alırken kurslarda verilen ilk yardım eğitimi yetseydi, haber bültenlerinde bu kadar hatalı girişimler görmezdik. Hâlâ bayılan birini kaldırmaya, yüzüne kolonya ile sıvazlamaya çalışan bir kültürden, yüksek tansiyon için sarımsak kullanan veya limonlu su içiren bir geleneği sürdürüyoruz. Bu nedenle asıl önemli olan defibrilatör cihazının olmadığı yerlerde bir insanı yaşatabilmek için yeterli bilgi ve beceriye sahip gönüllü ekipler oluşturmaktır.

Sami Gürkahraman’ın yazısı