CAN BURSALI
acanbursali@gmail.com / @CanBursali
‘Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’ 90’larda devletin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaptığı baskı ve katliamların milletvekili adaylarıyla konuşulacağı bir kampanya başlatıyor. Twitter üzerinden #90larlaYÜZLEŞMEKiçin hashtagiyle AKP, CHP ve HDP’li milletvekillerine soruların yöneltilebileceği kampanyada ilk gün yarın.

AKP, CHP ve HDP’li adaylara soru sorulabilecek
Yarın 12:00-14:00 arasında AKP’den Yılmaz Ensaroğlu, CHP’den Sezgin Tanrıkulu ve HDP’den Mithat Sancar’a sorulacak sorularla başlayacak kampanya, 29 Mayıs’a kadar devam edecek.
Yeni dönemde milletvekili olacak adayların geçmişle yüzleşme iradesini sorgulayan Hafıza Merkezi, kampanyayı düzenleme sebeplerini şöyle açıklıyor: “Yeni Anayasa ve çözüm süreci önümüzdeki genel seçimler sonrasında Türkiye’nin en önemli gündem maddeleri olacak. Bu iki gündemin akıbeti ise büyük ölçüde Kürt meselesinin seyrine bağlı. Seçimler ertesinde bu seyrin kalıcı barış ve demokratikleşme yönüne evirilip evirilmeyeceğini bize siyasetin geçmişle yüzleşme iradesi gösterecek. İşte bu yüzden geleceğin siyasi iradesini oluşturacak olan vekil adaylarına soruyoruz: #90larlaYÜZLEŞMEKiçin ne yapacaksınız?”
29 Mayıs’a kadar sürecek
Üç siyasi partiden 30 milletvekiline ulaşmayı hedefleyen kampanyada, 29 Haziran’a kadar pazartesi, çarşamba ve cuma günleri 12:00 -14:00 saatleri arasında milletvekili adaylarına soru sorulabilecek.
Hafıza Merkezi’nin gözünden 90’lar
Hafıza Merkezi, kendi gözünden 90’lı yılları şöyle anlatıyor:
“1980’lerin başından itibaren Kürt meselesine devlet aygıtından gelen cevap esasen güvenlik eksenli oldu ve temelde iki yapısal dönüşümü barındırmaktaydı. Bunlardan birincisi olağanüstü hal uygulamaları iken, ikincisi yeni ‘düşman’ anlayışına uygun askeri, siyasi ve idari dönüşüm oldu. 1990’lı yılların politik atmosferini büyük ölçüde devlet aygıtı içindeki bu yapılanmalar ve yaygın, ağır ve sistematik hak ihlalleri ile işlenen insanlığa karşı suçlar belirledi.
Bu dönemde Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Van, Bingöl, Elazığ, Mardin, Bitlis, Batman ve Şırnak illeri 23 yıl Olağanüstü Hal rejimi ile yönetildi, OHAL valilikleri çok geniş yetkilerle donatıldı, kurumun statü ve pratikleri tamamen hukukun dışına taşındı. Buna paralel askeri, siyasi ve idari dönüşüm çerçevesinde “koruculuk” sistemi devreye sokuldu, TSK ‘düşük yoğunluklu savaş’ konseptine uygun biçimde yeniden yapılandırıldı ve Özel Harp Dairesi 1993 yılında Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı. Bu tarihten itibaren dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ekibi tarafından ‘Alan Hâkimiyeti ve PKK Örgütünü Bölgede Barındırmama’ konsepti yürürlüğe konuldu. Köylerin ve diğer yerleşim birimlerinin zorla boşaltılması, ‘faili meçhul’ cinayetler ve sivil infazlar ile zorla kaybetmelerin gözle görünür bir biçimde artması yeni strateji sonrasında oldu. Bu strateji, özellikle Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı, Tansu Çiller’in Başbakan, sırasıyla Doğan Güreş ve İsmail Hakkı Karadayı’nın Genelkurmay Başkanı olduğu 93-95 yılları arasında sivillere yönelik sistematik, çeşitli ve bütünlük oluşturan insan hakkı ihlali pratikleriyle birlikte uygulamaya kondu.
Bu yıllarda devletin Kürt illerinde silahlı kuvvetler içindeki kontrgerilla yapılanmaları aracılığıyla gerçekleştirdiği şiddet repertuarının önemli bileşenlerinden biri de zorla kaybetmeler oldu. Hafıza Merkezi olarak zorla kaybetmeler üzerine insan hakları kuruluşlarının elindeki hepsi doğrulanmamış bilgilerin tamamını birleştirdiğimizde, Türkiye’de 1980 ila 2004 yılları arasında zorla kaybedilmiş olan 1353 kişilik bir listeye ulaşıyoruz. Saha ve adli dokümantasyon çalışmaları sonucu Ocak 2015 itibariyle Hafıza Merkezi olarak bu listeden ancak 380 kişinin kaybedildiği bilgisini doğrulamış bulunmaktayız.”