
DR. FEYZA BAYRAKTAR
İnsanın para harcama tutum ve davranışı o insanın psikopatolojisiyle ilgili çok şey anlatır. Yani cimrilik ve savurganlık sanıldığından çok daha derin anlamlar taşır.
Dünyada mali disiplin genellikle övgüyle karşılanır. Buna karşılık tutumluluk ile cimrilik arasındaki çizgi şaşırtıcı derecede ince olabilir. Tutumluluk, akıllıca para yönetimiyle ilişkilendirilirken, cimrilik genellikle para harcamaktan kaçınma anlamına gelir ve çoğu zaman olumsuz bir çağrışım taşır.
Benzer biçimde cömertlik ile savurganlık arasında da ince bir çizgi vardır. Cömert insan tutumlu olmayabilir ama bu, savurgan olduğu anlamına gelmez.
Savurganlık, bireyin sahip olduğu maddi veya manevi kaynakları bilinçsizce harcaması ve israf etmesidir. Para, zaman, yiyecek, enerji gibi birçok alanda savurganlık yapılabilir. Savurgan bir kişi, ihtiyacı olmadığı halde alışveriş yapar, yiyecekleri çöpe atar, enerji ve doğal kaynakları gereksiz yere harcar. Kısacası, sahip olduğu şeyin değerini bilmez ve sürdürülebilir bir kullanım alışkanlığı geliştirmez.
Cimri insanlar harcama yaparken aşırı rahatsızlık duyar ve hatta fiziksel olarak acı çektiklerini hissederler. Hem kendileri için hem de başkaları için harcama yapmaktan olabildiğince kaçınırlar. İhtiyaçlarını almayı ertelerler. Örneğin, bütçesi yettiği halde ne kadar üşüseler bile kombiyi kısıkta tutmak, yırtık giysi veya ayakkabılarla dolaşmak, araba kullanırken fazla benzin yakmamak için belli bir hızda gitmek, tatile veya restorana gitmekten kaçınmak, promosyon ürünleri takip etmek ve stoklamak, cimri insanlarda en sık görülen tutum ve davranışlar arasındadır. Öyle ki sağlıkla ilgili harcamaları bile yaparken elleri titrer. Cimri insanların birçoğu yaşamlarını olabildiğince bedavaya getirmek için elinden geleni yapar.
Savurgan insanlar da bütçesini aşan lüks ve anlık tatmin sağlayan alışverişlere düşkündür. Anlık heveslerle, ihtiyaç dışı ürünler alırlar. Genellikle maaşı yattığı gibi harcar, ayın sonunu düşünmezler. Marka odaklı alışveriş yapar, pahalı ve gösterişli şeylere yönelirler.
Cimrilik de savurganlık da sağlıklı değil. İkisinin de altında birçok psikolojik sebep yatar. Ayrıca, her ikisi de insanı hem psikolojik hem de sosyal açıdan birçok sıkıntıya sokar.
Cimriliğin psikopatolojisi
Cimrilik, finansal güvenlik, kişisel yetersizlik veya kontrol eksikliği gibi derin kaygılardan kaynaklanabilir. Bazı insanlar, parayı felaketlere karşı bir güvence olarak gördüğü için aşırı biriktirme eğiliminde olabilir. Ayrıca, aile yetiştirme tarzı finansal alışkanlıkların oluşumunda büyük rol oynar. Aşırı tasarrufun bir erdem olarak görüldüğü bir ortamda yetişen çocuklar, cimriliği bir norm olarak içselleştirebilir. Ayrıca, bazı sosyal gruplar veya topluluklar aşırı tutumluluğu teşvik edebilir veya belirli harcamaları caydırabilir.
Cimri insanlarda en sık görülen psikolojik problemler:
- Zorlayıcı biriktirme bozukluğu: Bazı kişiler para biriktirirken de eşyaları biriktirdikleri gibi davranır ve harcama düşüncesi onlara stres verir.
- Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu: OKKB’ye sahip bireyler, harcamayı israf veya sorumsuzluk olarak görerek aşırı derecede tutumlu olabilir.
- Geçmiş travmalar veya kıtlık zihniyeti: Özellikle çocuklukta finansal sıkıntı yaşamış kişiler, paralarının biteceği korkusuyla patolojik bir cimriliğe kapılabilir.
Cimri insanlar sürekli kendilerini kısıtladıkları ve parayı kontrol etmeye çalıştığı için yoğun kaygı ve stres yaşar. Para harcamayı bir lüks olarak gören kişiler, kendilerine ve sevdiklerine keyif verecek deneyimleri yaşatamadığı için depresif hissedebilir. Dolayısıyla, depresyon, kaygı ve obsesif-kompulsif bozukluk cimriliğin hem sebebi hem de sonucu olarak gösterilebilir.
Cimri bireyler, sosyal ortamlarda harcamaktan kaçındığı için çevrelerindeki insanları rahatsız edebilir. Bir arkadaş grubunda her zaman hesabı ödemekten kaçınan kişi, bir süre sonra dışlanabilir.
Cimrilik, evliliklerde büyük bir sorun olabilir. Eşlerden biri harcama yapmaktan kaçınırken, diğeri daha rahat bir yaşam sürmek istiyorsa, bu durum çatışmalara neden olabilir. Yani, cimriliğin insanın sosyal yaşamında da olumsuz etkileri vardır. İnsan izole oldukça patoloji derinleşir.
Savurganlığın psikopatolojisi
Cimriliğin diğer ucu savurganlığın psikopatolojisine bir göz atacak olursak…
- Satın alma isteği: Bazı bireylerde, anksiyete ve dürtü kontrol bozukluklarıyla bağlantılı olarak kompulsif satın alma davranışı görülebilir.
- Duygusal tatmin: Aşırı tüketim, duygusal boşlukları doldurma mekanizması olarak kullanılabilir.
- Narsisizm ve hak görme: Narsistik eğilimleri olan kişiler, aşırı tüketimin onlara dokunmayacağına inanabilir.
- DEHB ve dürtüsellik: Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan bireyler, dürtü kontrolü konusunda zorlanabilir ve bu da savurganlığa yol açabilir.
- Depresyon ve ilgisizlik: Motivasyon eksikliği veya sonuçlara kayıtsızlık, ihmalkarlık ve israfa neden olabilir.
Ayrıca, çeşitli sosyal ve kültürel etkenler savurganlığın devam etmesine ve hatta şiddetlenmesine sebep olabilir. Örneğin bazı toplumlar, aşırı tüketimi bir başarı göstergesi olarak teşvik eder, insanları ihtiyaçlarından fazlasını almaya yönlendirir. İhtişam ve gösteriş statü ve zenginlik sembolü olarak kabul edilirken, tutumluluk yoksunluk olarak görülebilir. Tabii kapitalizm hızlı moda ve tek kullanımlık kültürü normalleştirerek savurganlığı teşvik eder.
Öte yandan, savurganlığın insan hayatını olumsuz yönde etkileyen birçok yönü var. Sürekli savurganlık yapan bireyler, ay sonunda ödenmemiş faturalar, yüklü kredi kartı borçları ve mali sıkıntılar içinde kalabilir.
Savurgan insanlar genellikle alışverişi bir mutluluk kaynağı olarak görürler. Ancak bu mutluluk anlıktır ve hızla yerini pişmanlığa bırakabilir. Fazla harcamalardan dolayı borçlanıp çevrelerinden borç ister ve güvensizlik yaratırlar. Kendi harcamalarını kontrol edemeyen savurgan bireyler, ailelerinden veya arkadaşlarından sürekli maddi destek bekleyerek bağımlı hale gelebilir. Dolayısıyla, savurganlık da cimrilik gibi hem psikolojik hem de sosyal açıdan insanın yaşamı üzerinde olumsuz etkiye sahiptir.
Denge nasıl sağlanır?
Hem cimrilik hem de savurganlık aşırı uçlar olduğundan, sağlıklı finansal alışkanlıklar geliştirmek önemlidir.
- Bilinçli harcama alışkanlığı geliştirin: İhtiyaç ve isteklerinizi ayırt etmeyi öğrenin. Gereksiz harcamalardan kaçınırken, kendinizi tamamen kısıtlamamaya da özen gösterin.
- Bütçe planı yapın : Geliriniz ve giderleriniz arasında sağlıklı bir denge oluşturun. Bir kısmını birikime, bir kısmını temel ihtiyaçlara ve bir kısmını eğlenceye ayırarak dengeli bir finansal yapı oluşturabilirsiniz.
- Alışverişte duygusal kararlar almaktan kaçının : Özellikle stresli veya mutsuz olduğunuzda alışveriş yapmaktan kaçının. Harcama yapmadan önce birkaç gün bekleyerek gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını değerlendirin.
- Parayı amaç değil, araç olarak görün: Ne tamamen biriktirerek ne de bilinçsizce harcayarak hayatınızı yönetmeye çalışın. Para, kaliteli ve mutlu bir yaşam için bir araç olmalıdır.
- Finansal farkındalık geliştirin: Harcama alışkanlıklarınızı analiz edin ve gerektiğinde bir finans danışmanından veya terapistten destek alın.
Sonuç olarak, dengeli bir finansal yaklaşım benimsemek, yalnızca maddi anlamda değil, duygusal ve sosyal anlamda da daha sağlıklı bir hayat sürmemizi sağlar. Unutmayın, paranın sizi yönetmesine izin vermek yerine, onu bilinçli bir şekilde yönetmeyi öğrenmek en sağlıklısı.