Burcu Karadağ: Azim ve çalışma şart!

ARZU UZUNALİ

İlk kadın ney albümü, bir kadının yazdığı ilk İngilizce ve Türkçe ney eğitimi kitabı, Jazz albümü ve ney konçerto solistliği…

Burcu Karadağ birçok alanda ilklere imza atan, bu imzaları atabilmek için ‘Kadından neyzen olmaz’dan ‘Çok iyi çalacağım diye uğraşma gerek yok zaten yarın bir gün evlenip gideceksin’e, ‘Mevlevi ayini çalmak istiyor olabilirsin ama biz grubumuza kadın almıyoruz‘dan ‘Konya’nın kapısından içeri girersen seni vururuz’a, yani klişelerden tehditlere uzanan pek çok önyargı ve engelle savaşmak zorunda kalmış bir kadın. 

Enstrümanına küçük yaşta aşık olduğu için birçok alanda türlü mücadele vermek zorunda kalmış bu güçlü kadının hikayesi yoluna azimle devam edebilmek için bir el, bir söz arayan tüm kadınlara ilham olacak nitelikte.

Enstrüman seçiminiz özellikle bir kadın için farklı. Neyle tanışmanız ve onunla devam etme kararınız nasıl oldu? Bize hikayenizin başlangıcını anlatabilir misiniz?

Babam sürekli Avrupa’ya giden bir TIR şoförüydü. Ben çocukken eve küçük bir org getirmişti ve ben kendi kendime birçok şarkıyı çalmaya başladım. Annem bende bir yetenek olduğunu fark edip konservatuar sınavlarına götürdü. Üç sınavı da yüksek puanla kazandım ve jüri piyano çalmayı seçersem üstün yetenekli çocuklar sınıfında yurt dışında eğitim alabileceğimi söyledi. Ama ben piyano çalmak istemiyordum. O zaman zor enstrüman oldukları ve puanları yüksek olduğu için ney ya da keman önerdiler… Ben de ney çalmayı seçtim. Sonra da birbirimizi hiç bırakamadık.

Sanırım aileniz konservatuvarda bu enstrümanın sizin için doğru olup olmadığı konusunda endişelenmiş. Bu endişe neden yaşandı?

Ney o zamanlar bu kadar bilinen tanınan bir saz değildi. İmajı biraz ‘karanlık’tı. Radikal dini ortamlarda bulunmamdan korktukları için ve nefesli bir sazın 11 yaşında bir çocuğa ağır gelebileceğinden endişelendikleri için en başta tedirgin oldular… Daha sonra benim sevgimi görünce korkuları ortadan kayboldu. 

Siz şu an dünya çapında tanınmış bir neyzensiniz. 2013’te çıkardığınız Klasik Türk Musikisi’nin seçkin eserlerinden oluşan ‘Neyzen’ adlı albüm, bir kadın ney icracısının yayınladığı ilk albüm. Neyzenlik neden kadınlar arasında yaygın değil?

Yaygın aslında ama başarılı bir şekilde icra edebilen bulmak çok zor. Hem nefesli bir enstrüman olduğu için icrası çok zor hem de ülkemizde bir kadın olarak tasavvuf müziği icra edilen ortamlarda bulunabilmek ya da yeni şeyler üretebilmek ciddi bir savaş vermeyi ve çok güçlü bir karaktere sahip olmayı gerektiriyor. Sadece iyi icrayla iş bitmiyor maalesef. O yüzden sayıca azlar… 

Siz neyzenlik yolunda ilerlerken bir kadın olarak önyargılarla karşılaştınız mı? 

Önyargı kelimesi gerçekten hafif kalır yaşadığım olaylar karşısında…

‘Kadından neyzen olmaz.’ 

‘Sizi bu konsere çıkaramayız çünkü sahne hemen camiinin yanında bu yüzden sahnede kadın olmasını istemiyoruz.’

‘Çok iyi çalacağım diye uğraşma gerek yok zaten yarın bir gün evlenip gideceksin.’ 

‘Mevlevi ayini çalmak istiyor olabilirsin ama biz grubumuza kadın almıyoruz.’ 

‘Konya’nın kapısından içeri girersen seni vururuz.’ 

Bu cümleler hayatımda verdiğim savaşları özetleyen birkaç cümleden en masum olanları…

Sürekli kendimi kanıtlamak, sürekli ifade etmek bir şeyleri açıklamak ve konser yapabilmek için savaş vermek zorunda kaldım. Bu cidden çok ama çok yıpratıcı bir yaşam.

Önünüzde hiç örnek alabileceğiniz bir kadın neyzen olmadı. Kendi neyzenliğinizi yaratma sürecinde neler yaşadınız? İlk keşifler hep size ait oldu sonuçta.

Evet benden önce neyzenlik yapmış birçok kadın olmuş. Ama kariyerimi inşa ederken kendime örnek alabileceğim bir kadın olmadı. Hocam Niyazi Sayın yaşam tarzı, hayata bakış açısı ve çok renkli sanat anlayışıyla örnek aldığım en büyük insan oldu. 

Bu anlamda yapmak istediğim her şey alanında bir ilk haline geldi. 

Yaklaşık 30 yıldır birçok farklı meslekten yaş grubundan ve farklı ülkelerden öğrenciler yetiştirdim. 

İlk kadın ney albümü, bir kadın tarafından yazılmış ilk İngilizce ve Türkçe ney eğitimi kitabı, Jazz albümü ve ney konçerto solistliği gibi birçok alanda ilklere imza attım.

Ney sadece bir enstrüman değil aynı zamanda tasavvufta da yeri büyük. Bir kadın olarak neyinizle aranızdaki bağı nasıl ifade edersiniz? Kadınlık haliyle kurulabilecek farklı bir bağ var mı?

Tasavvuftaki yeri zaten malum. Onu zaten tekrarlamaya gerek yok lakin şimdi ben başka bir yönden bakıp şunu söyleyeyim… Kadınlık ile ney arasında şöyle bir bağ kurdum ben sanırım yıllarca… Ney gerçekten çok hassas ve gerçekten bir kadın gibi ilgiyi seven, bakımlı olması gereken ve aldatılmaya asla tahammülü olmayan bir enstrüman. Tıpkı bir kadın gibi…

Ben onu ne zaman uzun zaman çalmayı bıraksam muhakkak bana küser. İlgisizliğe asla tahammül edemez, sesi çıkmaz olur. Güzel ses çıkartabilmek için en az 30 dakika üflemeniz ve ilgi göstermeniz gerekir.

Bedeni zaten naif ama ruhu da öyle. Sanki bir insan gibi her şeyi hisseder. Tüm acılarınızı ve mutluluklarınızı hissedip sesinin ruhunun ona göre değiştiğini hemen hissedersiniz.

Bildiğim kadarıyla şu anda eğitimcisiniz de. Kadınların merakı nasıl neye? İleride sizin gibi daha fazla kadın neyzen görecek miyiz? Bu yolda ilerleyen kadınlara ne söylemek istersiniz?

Yıllardır eğitimcilik yapıyorum. 1500’den fazla kişiyi neyle tanıştırdım. Şunu söyleyebilirim ki kadın erkek fark etmeksizin ney zor bir saz… Kadın ile erkek arasındaki en büyük fark fiziksel güç. Ve ciddi anlamda sabırlı olmak da gerektiği için kadınlarımız yarışı erken bırakıyor. Burada kadınların ev ve hayat sorumluluklarının fazla olması nedeniyle ney üflemeye ve sebat etmeye fazla vakit ayıramadığını da gözlemledim yıllar içinde. Azim ve çalışma şart….