Dün, Hrant Dink cinayetinin kaçıncı olduğunu unuttuğum ve saymaktan da vazgeçtiğim duruşmalarından biri vardı. Davaya bakan İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi cinayeti aydınlatmamak, ille de aydınlatılacaksa ‘Bari bunu yapan ben olmayayım’ hesabı ile bir duruşmayı daha geçiştirdi.
…‘Soykırım’ sözcüğünü duyunca kırmızı görmüş boğaya dönenlere, bilinçlerinin derinliklerine kök salmış ırkçı-milliyetçi duygularını 24 Nisan’larda püskürenlere sözüm yok.
Ama Hrant’ı uğurladığımız o büyük itiraz çığlığında el ele tutuşup İstanbul caddelerinde sel olup akanlara var:
Soykırım ile Hrantkırım arasında dağlar mı var?