Nuri Günay: Bu hızlı süreçte yalnızca halk yok

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Keşke ortalık söylediğinin doğru çıktığını ispat etmeye çalışanlar kadar olaya müdahil olmaya çalışanlarla dolu olsa! Ne yazık ki bütün bu hızlı süreçte yalnızca halk yok. Resmi açıklama yaparak, sosyal medyadan paylaşım yaparak olanlara müdahale ettiğini düşünen varsa onlara diyecek sözüm yok. Ya da gerçekten oradan oraya koşturan insanlar, örgütlü kesimlerin emeğine de haksızlık etmek istemem. Ama ne yazık ki hayatının her anında siyaset konuşan ama sadece konuşan insanların ülkesiyiz. Herkes her şeyi kendince etraflıca biliyor. Fakat ekseriyet kendi arasında konuşuyor, sosyal medyada yazıyor. Milyonlarca insan sanaldan gerçek hayata geçemiyoruz. Toplumsal muhalefetin toplamına dair uzun yıllardır somut bir zemin kurulamaması seyirciliğimiz en önemli nedenlerinden.

Böyle ‘Barış Süreci’ gibi dönemlerde, esas aktörler dışındakiler bir şey yapamıyor denilebilir. Bahsettiğim yalnızca devletlilerin önümüze koyduğu meseleye dair yapılması gerekenler değil. Hatırlarsanız 2010’lu yıllarda toplumsal muhalefetin yarattığı kuvvetli gündemler vardı ve bunlar Kürt Meselesi başta olmak üzere her türlü meselede bir başka sözü, solun önemli bir bölümünün daha dinlenir kılıyordu. 2010’lu yılların başında belediye başkanları, siyasetçiler tutuklanıyor, cezaevlerinde açlık grevleri yapılıyordu. BDP içinde yer almayan, meseleye dair bir başka bir kulvar açılması gerektiğini düşünen siyasi örgütler Ankara’da, İstanbul’da binlerce kişinin katıldığı eylemler yapıyordu. Şimdi bu halin ne yazık ki uzağındayız.

Esenyurt Belediye başkanının gözaltına alınmasıyla başlayan, kayyumla devam eden iktidar saldırısı sonrası belediyenin önüne koşan binlerce insan altı doldurulmayan vaatlerden, beylik laflardan çok daha gerçek. Mardin, Batman, Halfeti’de seçtikleri belediyelere sahip çıkan halkın mücadelesi de öyle. Bir kez daha görüyor ve hissediyoruz ki ülkemizin ihtiyacı, toplumsal hayata müdahale eden bir sol; siyasete doğrudan müdahale eden, iktidar karşısına kuvvetle dikilebilen, durduran, engelleyen ve değiştiren bir toplumsal muhalefet. Hayatımız, ülkemizin geleceği vekalet verdiğimiz birileri tarafından belirlenemez. Siyaset profesyonellerin mesleği değildir. Halk kaderini eline almadan bu döngüden çıkamayacağız.

Nuri Günay’ın yazısı