Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
“Ayrılsak da beraberiz” şarkısı gibi toplumsal alan “ahtapot kolları gibi birbirlerine sarılıp, yapış yapılaşarak yaşamaya devam ediyor. Açılım süreci gibi bir şey çözüm süreci olarak işlemeye başlıyor. Bu, sadece iç politika için değil, ama aynı zamanda dış ilişkiler açısından da bu şekilde sürüyor ve stratejiler tayin edilebiliyor. Batı ve Doğu arasında gidip gelmeler gibi siyasi partiler de yön ve yer değiştirebiliyorlar. BRICS bir yandan AB diğer yandan nereye sallandığımız belli değil.
Ticaret bakımından nasıl bir yön çizilebilecek? Kimse kimseyi beklemiyor; ama yapılaşmış eski ilişkiler hızlı bir şekilde kayıp, gidecek mi? Her yere dönmek ve dönerek birbirlerini bulan bir toplumsal yapının içinde yaşayıp gidiyoruz. O kadar hızlı bir şekilde değişiliyor ki, takip etmek zor olduğu kadar “el kaldıranlar” ve el uzatmalarla birlikte “el yükseltmeler” de sanki poker masasındaymışız gibi davranılıyor.
Artık “midye gibi kapalı ve rahat” değilsin, ama “ahtapot gibisin kardeşim” dercesine bu topaklaşan insani ilişkilerin artık ideolojik, sınıfsal, etnik değerlerin üzerine kurulmadığını görmekteyiz; ama buna rağmen de yine kimlik söz konusu olduğunda kimlikleşmenin özdeşleşmesini de takip etmekten kendimizi men edemiyoruz. Evet, “ahtapot gibisin kardeşim: “Bir değil, beş değil, yüz milyonlarsınız maalesef.” Bu ilişkileri kuranlar değilsiniz, ama bunları izleyenlersiniz kardeşim. Değerleri değersizleştirenlersiniz kardeşim.