Ali Ufuk Arikan: Fethullah Gülen ölse de hesaplaşılması gerekenler orta yerde duruyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Laiklik ve Cumhuriyet düşmanlığında çok net ve kararlı olan, bunun için Gülen’in, ABD’nin ve Türkiye sermaye sınıfının desteğini alan AKP, bir kapatma davasıyla karşı karşıya kaldı hatırlayacağınız üzere. Peki, bu davanın nasıl bir hukuksuzlukla sonuçlandırıldığını hatırlayan kaldı mı? Pek sanmıyoruz… Bugünlerde “silahlı terör örgütü üyesi” olarak hakkında hüküm verilen Ekrem Dumanlı’ya gidelim şimdi de: “Açık söylemek gerekirse kapatma yönünde çıkacak bir karar Türkiye’yi çok ciddi bir sıkıntının içine atar. Demokrasimiz çok ağır bir yara alır ve kapatma kararı demokrasi tarihine maalesef ‘yargı darbesi’ diye kaydedilir. Aylardır ifade edilen ‘jüristokrasi’, ‘yargıçlar devleti’ gibi üzücü yakıştırmalar halk tabanında yaygınlık kazanır ve hukuk sistemimiz bu ağır ithamdan yakasını en az çeyrek yüzyıl daha kurtaramaz. AYM’nin 367 kararı bile kuruma duyulan güveni temelden sarsmıştı. Şimdi her iki seçmenden birinin oy verdiği; üstelik AB reformları konusunda köklü reformlar yapan bir partinin kapatılması söz konusu.”

Cemaat’in has adamlarından biri olan Dumanlı, AKP’nin yanında duran örgütüyle birlikte AKP’nin kapatılmasını engelleyen ana unsurlardan biri oldu. Tabii ki yukarıda sıraladığımız ana aktörlerin desteği ve yönlendirmesi sayesinde… Şimdilerde herkes unutmuş durumda, gelin o süreçteki Cemaat payını kısaca hatırlatalım. AKP’nin kapatılması sadece bir oy farkıyla engellenmiş, aradan yıllar geçtikten sonra Cemaat’in o dönem oy kullanacak tüm AYM üyelerini dinlediği ortaya çıkmıştı. Cemaat önce AYM’ye soktuğu kendi adamları üzerinden AKP’nin kapatılmasına karşı bir duvar örmüş, sonra da en klasik yöntemiyle, hukuksuz dinlemelerle AYM üyelerinin özel hayatlarına dahil olup, bunları da çok muhtemeldir ki kapatmaya karşı pozisyon almaları için kullanmıştı.

Peki, bunu yapan Cemaatçiler bu nedenle yargılandı mı? Tabii ki hayır… Sonrası mı? Önce elbirliğiyle Cumhuriyet’i tasfiye ettiler, sonra ülkeyi kanlı bir iç hesaplaşmaya sürüklediler. 15 Temmuz aynı zamanda bunun da zeminidir ve ölüp giden Gülen kadar, AKP iktidarı, patronlar ve ABD’nin de doğrudan eseridir. Gülen ölse de hesaplaşılması gerekenler orta yerde duruyor, yeniden inşa edilmesi gereken de…

Ali Ufuk Arikan’ın yazısı