Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Açık Radyo, 3 Kasım 1995’ten beri yayın yapıyordu. “Kainatın tüm seslerine açık radyo” sloganının hakkını veriyorlardı doğrusu. Renkli, coşkulu, farklı ve çeşitliliği olan bir radyoydu. Çevre ve iklim konularına duyarlı, dünyada ve ülkedeki siyasi sosyal sorunlarla ilgili entelektüel düzeyi yüksek programlar yayımlıyorlardı. Öyle bol müzik arası geyik muhabbetiyle doldurulan programlar değil, hakiki radyoculuktu yaptıkları. O yüzden de özellikle karasal yayın yaptıkları İstanbul’da ve tabii tüm Türkiye’de müptelaları oluşmuştu.
RTÜK, 24 Nisan’da yayımlanan “Açık Gazete” programında Cengiz Aktar’ın “Soykırım anması” ifadesinden dolayı, 189 bin TL para cezası ve beş kez program durdurma cezası verdi. Türkiye’nin, Doğu Perinçek’in, İsviçre’de “Soykırımın inkarı” gerekçesiyle mahkum edilmesine karşı çıkarken, temel tezi “ifade özgürlüğü” idi. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “ifade özgürlüğünün ihlal edildiği”ne karar vermişti. Şimdi Türkiye’de “soykırım anması” demenin cezalandırılması da İsviçre’deki gibi ifade özgürlüğünün ihlali değil mi? RTÜK, bu cezalandırmayla Türkiye’nin temel teziyle çelişmiyor mu? Maalesef bu soruları tartışamıyoruz bile… Kaldı ki, Açık Radyo, RTÜK’ün 22 Mayıs 2024 tarihli yaptırım kararına karşı itirazı İdare Mahkemesi’nden geri çevrilince uygulamaktan kaçınmadı. Para cezasını hemen yatırdı ama program durdurma konusunda bir aksaklık yaşandı. Elektronik ortamda gönderilen tebligatı açamayınca yeni tebligat beklediler.
Meğer RTÜK, Açık Radyo’yu kapatmak için fırsat bekliyormuş. Yayın durdurma cezasının uygulanmadığı gerekçesiyle lisans iptali kararı verdi. Bu gerçekten acımasız, kötü niyetli bir davranış. Aksaklığın düzeltilmesi için bir uyarı yeterli olurdu ama yapmadılar. Çünkü ifade özgürlüğünden ve farklı fikirlerin dile getirilmesinden hoşlanmıyorlar. Açık Radyo gibi yaşamın tüm renklerine açık, her türlü ayrımcılığa karşı ve barışçıl bir radyoya tahammülleri yok. Ama Ömer Madra’nın radyo kapanırken söylediği son cümlesindeki gibi “Açık Radyo kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine açık kalacaktır.” RTÜK’e rağmen…