Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Bütün alanlarda, neresine el atsanız biz utanmazlık listesi çıkacak kadar kanun, nizam, ahlak dinlemeyenlerin listesi çıkıyor. Bırakın hepsini, dünyanın neresinde kendisine “devlet” diyen bir yapıda “yenidoğan çetesi” olur? Onlarca hastane, onlarca doktor bir araya gelip daha bebek yaşta çocukların hayatı üzerinden hırsızlık yapar da bu aylarca farkedilemez. Nerede olur, nasıl olur? Sadece kötülüğü yapanların değil, denetim görevini yapamayanların da çürüdüğü bir düzen… Sokaklarda elde silah çatışanların, mafya kabilelerinin cirit attığı düzen de bunun uzantısı, deprem ihalelerinde bile onbinlerce ölümün üzerinde kurulan ihale şebekeleri de…
Sözümona emniyetin uçanı kaçanı yakaladığı, bilmem şu kadar sosyal medya hesabını, şu kadar telefonu aynı anda takip ettiği, bununla da övündüğü ortamda oluyor bunlar. Çürüme alttan alta hastalık gibi yayılmış, örgütlü örgütsüz suç hayatın olağan akışının parçası olmuş; haberler peş peşe patladıkça toplumun şaşırma duygusu bile kaybolup gitmiş. Halimiz budur… Biz de bu acınası hale, “Anadolu irfanı… insanımızın feraseti… büyük millet, güçlü devlet” sloganlarıyla alkış tutmaya devam ediyoruz. Hangi “irfan”da başkasının hakkına girmek var, hangi “büyük devlet” gözünün önünden sürüler halinde geçen kötülük katarlarını çaresiz izler?
Mekanizma her sahaya o kadar yayıldı ki sorunun temelinde ahlak, vicdan ve edep yoksunluğunu aramaya bile sıra sonra gelir. Zaten, kanunu, nizamı, denetimi, kontrolü ve eşit muameleyi gevşetmekten daha büyük ahlaksızlık da olamaz. Her kötülüğü cesaretlendiren, her türlü desiseyi kolaylaştıran; yani, yoldan çıkmaya meyli olana yol açan düzenin bu uğursuz tabiatıdır.