Ayşe Yıldırım: CHP, Kürtlerle ortak tutum almaktan kaçınmazsa barış için bir şans doğabilir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Cumhur İttifakı ortakları bir yandan DEM’e çağrı yapıyor, diğer yandan “terör vesayeti altında“ olmakla suçlayıp, aba altında sopa gösteriyor. Yani kapatmakla tehdit ediyorlar. Peki tam olarak ne istiyor, Bahçeli’nin deyimiyle “nereye varmak istiyor” Cumhur İttifakı? Çünkü DEM sözcüleri şimdiye dek kendilerine bir şey sunulmadığını ve hiçbir arka kapı diplomasisi de yürümediğini ısrarla vurguluyor. Ne yazık ki yine açık ve şeffaf olmayan bir sürecin içindeyiz. Söz konusu Saray ve geçmiş deneyimler olunca büyük bir güvensizlik de söz konusu.

Ama şunu çok net biliyoruz ki Saray asla tek bir senaryo üzerinden yürümez. Adına ne denilirse denilsin yeni süreçte de öyle yapacağı açık. Bir yanda Kandil, bir yanda İmralı, bir yanda DEM, bir yanda cezaevindeki Selahattin Demirtaş… Nitekim şimdiye dek söylenenlerden ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: Saray, ya Kürt hareketinin tüm ayaklarıyla ayrı ayrı temaslarda bulunuyor ya da öyle yapıyormuş gibi bir izlenim yaratıyor. Dolayısıyla Kürt hareketi içinde bir ayrışma ve çatışma çıkarmaya çalışıyor. Tıpkı daha önce denediği gibi. Saray’ın neyin peşinde olduğunu bilmiyoruz ama istediğini alamazsa daha da sertleşeceğinin işaretlerini biliyoruz.

DEM de bunu görmüş olmalı ki eğer yeni bir süreç başlayacaksa Çözüm Süreci’nin aksine bu kez açık ve şeffaf yürütülmesi, toplumun gözünden kaçırılmaması ve hep birlikte bir araya gelerek tartışılması gerektiğini vurguluyor. Dolayısıyla temkinli de olsa toplumda bir beklenti yaratan bu sürecin netleşmesi ve sonuca ulaşabilmesi için en büyük görev muhalefete düşüyor; özellikle de CHP’ye. Özgür Özel, mesajını net verdi: “Çatışmalar dursun, analar ağlamasın, Kürt kendini Türk’ten geri Alevi Sünni’den daha az eşit hissetmesin diye üstüne düşeni cesaretle yapacaklarını söyledi.“ Özel’in dolayısıyla CHP’nin meseleye bakışı ve sorunun çözümü konusundaki düşüncelerini belki Güneydoğu’daki temasları sırasında duyabiliriz. Ancak şurası kesin ki CHP bu kez AKP’nin politikalarına teslim olmaz, mesele Kürtler olunca AKP-MHP’den aşağı kalmayan kendi partililerine yenilmez, yanlış yerlere savrulmaz ve sorunun çözümü için Kürtlerle ortak tutum almaktan kaçınmazsa barış için bir şans doğabilir. Gerçek bir “cesaret sınavı“ bekliyor Özel Özel CHP’sini.

Ayşe Yıldırım’ın yazısı