Ali Duran Topuz: Özel, Kürtleri Erdoğan'a mecbur bırakacak hareketlerden kaçınacağını ilan etmiş oldu

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bahçeli’nin eli tartışılmaya devam ediyor. Ne var ki bizzat Bahçeli’nin kendisi bugünkü grup toplantısında elini yeniden yumruk yapar gibiydi; sanki ben gelip elinizi sıktım, siz de benim dediklerimi yapın, yapmazsanız siz bilirsiniz havasındaydı. Büsbütün olumsuz gibi görünen konuşmada bir yanıyla çelişkili öte yanıyla hayli dikkat çekici bir yana da sahipti: PKK’ye terör örgütü, Öcalan’a terörist başı demekten vaz geçmeyeceğini elbette herkes iyi biliyor, “Terörle müzakere olmaz” demeyi sürdürmesi de gayet anlaşılır, ama bir yandan bunları söylerken, öte yandan Öcalan’a silah bırakma ve örgütü tasfiye için hitap etmesi “Bahçeli işte” denilip geçilecek bir mesele değil. Çünkü, kendisinin ne kadar sağcı ve milliyetçi olduğunu bir daha ilan ettiği konuşmasında aynı zamanda silah konusunda Öcalan’ı adres olarak göstermiş oluyordu.

Bahçeli’nin retorik saldırılarına değinen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, önce muhatabının üstünlükçü üslubuna cevap verdi: “Öyle bu ülkenin sahibi olarak mekanın sahibi olarak bizlerle konuşamazsınız.” Bu eşitliği konuşma şartı olarak gören tutum esasen Özgür Özel’in konuşmasında da yankı bulacaktı. Özgür Özel, ekonomik durum, yoksulluk, yolsuzluk, hak ve adalet mücadelelerine geniş yer verdiği konuşmasının “Bahçeli’nin eli” konu başlıklı bölümünde, “Her şeye hayır” anlamına gelecek bir tutum benimsemedi. Dahası, bir önceki (2013-2015) çözüm sürecinin en bilinen ve Erdoğan’ın sık kullandığı sloganını benimseyerek, “Çözüme karşı lider” profilinden uzak durdu: “Analar ağlamasın.” Konunun ikinci blokunda, Bahçeli’nin DEM Parti konusundaki yakın zamana kadar süren saldırgan dilini eleştirerek, tokalaşma sürecindeki çelişkili durumu tasvir etti; tabii ki kendisinin zaten DEM Partilileri seçilmişler olarak ve tabanını da seçmen olarak her zaman saygın muhatap gördüğünü, üstelik bunu Bahçeli’nin eleştirdiğini hatırlattı. Özetle, “Bizim doğru bulduğumuz şeyi yapıyorsunuz” dedi.

Özgür Özel’in Kürt illerine yapacağı “gezi”ye de değinerek noktalayalım: Erdoğan, 2013-15 sürecinde CHP’nin oralarda gezip dolaşamayacağını, karşılık bulamayacağını bir argüman olarak kullanıyordu. Özel açıklamasıyla bu durumun değiştiğini ilan ediyordu. Hazır bir “çözüm paketi” yoksa bile bu türden bir seyahatin CHP’nin hem tutumunu hem de olası bir “çözüm paketi”ni şekillendirme ya da son şeklini verme ihtimali zayıf olmayabilir. Dahası, CHP’nin özellikle 2019’dan bu yana hem Kürt seçmenle hem Kürt siyasilerle kurduğu ilişkilere güvendiğini ortaya koymuş oldu Özgür bey. Gezinin bir anlamı da Özgür Özel’in, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde başlayan, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul mücadelesinde önemli mesafe kateden bu “ilişki”lerden vaz geçmeye niyeti olmadığını ortaya koymasıdır. Özetle Özel, olası bir cumhurbaşkanlığı seçiminde Kürtleri Erdoğan’a mecbur bırakacak hareketlerden kaçınacağını ilan etmiş oldu. Hem “Bu bir çözümse biz engel değiliz” dedi hem de “Bir çözüm arıyorsanız bizi izleyin” diyerek el yükseltti. Sanırım hem Bahçeli, hem Erdoğan hem de Bakırhan, Özel’i cevapsız bırakmayacaktır, bekleyelim görelim.

Ali Duran Topuz’un yazısı