Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İngiliz düşünür Aldous Huxley’in sözünü anımsattı: “Hakikatin saklanması insanları köleleştirir, hakikatin ifşasıysa insanları özgürleştirir.”

Altun, TRT Arı Stüdyosu’nda 10’uncusu düzenlenen ‘TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması Ödül Töreni’ndeki konuşmasında 12 kategoride 36 projenin ödül almaya hak kazandığını belirterek genç iletişimcileri tebrik etti.
Huxley’in “Hakikatin saklanması, insanları köleleştirir, hakikatin ifşası ise insanları özgürleştirir” sözünü anımsatan Altun şöyle konuştu:
“Şunu özellikle vurgulamak isterim ki biz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde küresel dünya düzenindeki adaletsizlikle, sömürgeci politikalarla mücadele ederken aynı zamanda bu adaletsizliği ayakta tutan medya emperyalizmiyle ve onun tanımlama tekeliyle de mücadele ediyoruz.”
Altun, dijitalleşme ve yapay zekanın yaygınlaşmasının, hakikat karşıtı bir enformasyon eko-sistemine zemin hazırladığını belirterek “Hep birlikte yalanın hükümferma oluşuna şahitlik ediyoruz. Bir yanda içerik enflasyonu yaşanırken, öte yandan sahici içeriklere ulaşmak giderek zorlaşıyor ve bu süreçte kamusal denetim de kamu çıkarı adına denetim de günden güne zorlaşıyor. Dolaşıma giren şey hakikat mi, yoksa hakikati tahrif eden, hakikat düşüncesini bile anlamsızlaştıran yalan, manipülasyon veya dezenformasyon mu?” dedi.
Konuşmasının ardından Altun, TRT özel ödülü ve belgesel film kategorisinde dereceye giren genç iletişimcilere ödüllerini verdi.
Aldous Huxley

1894 doğumlu Aldous Huxley, bireyi yok eden ve tüm kontrolü ‘Dünya Devleti’ne veren gelecek perspektifindeki romanı ‘Cesur Yeni Dünya’yı 1932’de yayınladı.
1963’te Amerika’da ölen Huxley’in ‘Cesur Yeni Dünya’sının Türkiye’deki İthaki yayınları baskısında Margaret Atwood, kitabı şöyle sunar:
“Pek çok ütopya ve distopya yiyeceklere vurgu yapar, lezzetli veya berbat olabilirler. Fakat Cesur Yeni Dünya’da menüler sunulmaz. Lenina ve o ayki sevgilisi Henry ‘kusursuz bir yemek’ yerler ama onun ne olduğu bize söylenmez.
Canları istediğinde seks yapabilmelerine rağmen Cesur Yeni Dünya’daki bedenler tuhaf bir şekilde huzursuzdur, ki bu da Huxley’in değindiği noktalardan birinin altını çizer: Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur.”