Beyoğlu’nda iki erkek, sokak ortasında bir kadına cinsel saldırıda bulundu. Her an kayıtlı, görüntüler var: Genç kadını duvara sıkıştırıyorlar, sokak ortasında yere yatırıyorlar. Kapalı kapılar ardında her gün sayısız örneği gerçekleşen korkunç bir eril şiddet biçimini, gözlerini kırpmadan sokağa taşıyorlar. Çünkü yapabiliyorlar. Bundan yakayı sıyırabileceklerinin gayet farkındalar. Gözaltına alınan failler, Semir Tarhan ile Ömer Konu, genç kadının şikayetçi olmaması üzerine önce salıverildi. Sonra yükselen tepkiler ve birer A4’ü dolduracak adli sicil kayıtlarının etkisiyle tekrar gözaltına alındılar. Daha önce de gasp, cinsel saldırı gibi suçlara karışmış olan bu faillerin sosyal medya hesapları, ahlak bekçiliği satan ahlaksızlar olduklarının ispatı.
Semih Çelik’in ağır psikolojik sorunlarının olduğu, çeşitli hastanelerde birkaç kez tedavi gördüğü, nasıl taburcu edildiğine ilişkin Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı iddia ediliyor çeşitli haberlerde. 19 yaşında birinin bu katliamı olağan bir ruh haliyle yapmayacağı açık. Yine de ağır psikolojik problemleri olan, taburcu edilmiş kaç kadının böyle bir katliama karıştığı, erkekleri öldürdüğü haberlerine rastladınız? Neden cinnet denen şeyi sürekli olarak erkekler geçiriyor? Madde bağımlılığı elbette her tür şiddetin artmasında etkili ama uyuşturucunun iki kutu biradan ucuz olabildiği, her tür çeteleşmenin giderek yaygınlaştığı ülkede bunun gençler arasında bu kadar yaygın olmasının sebepleri de öyle ya da böyle politik zaten. Kadın cinayetleri ise, kuşkusuz politiktir.
Daha önce yazmıştım: Kadın cinayetlerini ve kadına şiddeti medikalize etmek doğru değil. Kadınları çoğunlukla “birtakım hasta adamlar” değil, kışkırtılan ve cezasızlıktan beslenen olağan erkeklik öldürüyor. Sürekli olarak aileyi korumaktan, aileyi güçlendirecek politikalardan bahsedilirken kadınları ve çocukları eril şiddetten, istismardan koruyacak politikalar üretilmediği gibi yasalar ve koruyucu sözleşmeler uygulanmıyor. Korunan tek şey, ailenin “namusu”, tek gözetilen de erkekler. 24 saat içinde gerçekleşen dehşet verici olaylardan sonra da elbette sosyal medya kadınlara dair ahkamlarla doldu taştı. Hepsi aynı kapıya çıkıyor: “Onun da o saatte orada ne işi varmış, o da niye o herifi seçmiş, acaba üstünde ne varmış…” Kadınların katledilmesiyle ilgili dişe dokunur hiçbir şey yapılmıyor.