Alp Altınörs: Mustafa Aydın'ın kamu gücü karşısında, endişeyle takı sırası bekleyen finans kuruluşu temsilcileri

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Timur Soykan, olağanüstü başarılı bir habercilik yaparak, devasa bir skandalı ortaya çıkarttı: Bankaları ve finans kuruluşlarını denetlemekle yükümlü BDDK’nın başkan yardımcısı Mustafa Aydın, bu kuruluşların yöneticilerini düğününe çağırarak, hem onları katılmaya ve takı takmaya mecbur bıraktı ve onlardan gelen 150 ila 350 bin liralık hediyeleri de kabul etti (BirGün, 25.9.2024) Düğün, evlenmenin sevincini sosyal çevreyle paylaşmak için yapılır. Oysa 19 Eylül akşamı, Şişli’deki Radisson Blu Hotel’de toplanan kitle eğlenmiyordu. Sevinçli de değildi. Onlar, Mustafa Aydın’ın elinde tuttuğu kamu gücü karşısında endişe içerisinde takı sırası bekleyen finans kuruluşu temsilcileriydi. Bu, rüşvet değil mi?! O zarf Mustafa Aydın’a kapalı kapılar ardında verilse rüşvet sayılırdı. “Düğün” adı altında, açıktan verilince, rüşvet olmaktan çıkıyor mu?

Artık Mustafa Aydın’ın kamu görevinde bu bankalara karşı tarafsız davranacağına emin olabilir miyiz? Dolup dolup boşalan takı kutularına atılan ziynet eşyalarının karşılığında kimi suçlara göz yummayacağını nereden bilebiliriz? Düğün görünümlü toplantıda, MHP’nin ağırlıklı katılımı ile açıkça ilan edilen, Mustafa Aydın’ın partili kimliği ise bu tehdidi daha yakıcı hale getirmiştir. İstanbul’da yapılan bir nikahı kıymak için (İstanbul’da MHP’li belediye başkanı kalmadığından olsa gerek) ta Kırklareli’nden MHP’li belediye başkanı Derya Bulut’un getirilmesi… Damadın nikah şahitliğini Celal Adan ve sair MHP milletvekillerinin ve parti yöneticilerinin yapması… Etkinliğin MHP’nin televizyon kanalı “Bengü Türk” tarafından bir parti etkinliği gibi kaydedilmesi… Tüm bunlar, MHP’nin devlet içerisinde nasıl bir kartele dönüştüğünü açıkça sergiliyordu.

Yine, bu rüşvet-irtikâp olayının bu denli açıkça yapılmasında da MHP’lilerin kendilerine vehmettikleri dokunulmazlığın da payı olduğunu görmekteyiz. Asla yargılanmayacaklarını, ne suç işlerlerse işlesinler, yanlarına kâr kalacağını düşünüyorlar. Suçu görkemli bir törene dönüştürüyorlar. Neticeten, bu skandal hem BDDK’nın hem de finans sektörünün üzerine gölge düşürmüştür. Mustafa Aydın’ın derhal görevden alınması; devlet gücüyle elde ettiği hasılata el konularak bunların iade edilmesi ve Mustafa Aydın’ın hem rüşvet hem de irtikâp suçlarından yargılanması gerekmektedir. Ama muhtemelen bunlar yapılmayacaktır. Zira artık Türkiye’de tuz da kokmuştur.

Alp Altınörs’ün yazısı