İbrahim Elif Apartmanı, Antakya Ekinci Mahallesi’nde yerle bir olan binalardan biri. Savcılığın verdiği resmi rakamlara göre tam 60 insan bu binada can verdi. Aileler yok oldu, gençler, bebekler öldü… Hatay Başsavcılığı, bu binanın yıkılmasına dair iddianameyi ancak geçtiğimiz ağustos ayında tamamlayabildi. Depremden 18 ay sonra… İddianamede, binanın projeye aykırı biçimde inşa edildiği, bilirkişi raporuna dayanılarak net biçimde ifade ediliyor. Buna rağmen projeye belediye yetkilileri tarafından onay verildiği de vurgulanıyor. Belediye yetkilileri hakkındaki dosyanın ayrıldığı, ayrıca soruşturulacağı belirtiliyor. Tek sorun, yine bilirkişi raporuna dayanılarak, “tali kusurlu” olarak soruşturulacağının ifade edilmesi. Bu kadar binanın yıkıldığı binlerce insanın öldüğü bir kentte, projelere onay verenler, kaba taslak kusur oranı ile “tali kusurlu” bulunabilir mi?
İddianameye göre binanın müteahhidi Midhat Tümyürek ve yapı denetim şirketi yetkilisi Hamit Yarıkkaya, tutuklandılar ve cezaevine konuldular. Tutuklanan müteahhit Tümyürek, iddianameye göre ifadesinde yapı denetim şirketine başvurduğunu, belediyenin de projeye onay verdiğini söyleyip, ne suçu olduğunu söylüyor. Bununla birlikte binanın altına Kuran kursu ve kreş yapıldığına dikkati çekip, isim de vererek, burada kolon kesildiğini duyduğunu belirtiyor. Bir suç ihbarı aslında… Ama savcılık, suçtan kurtulmak için bunları söylediği sonucuna ulaşmış. Savcılık, Kuran kursu ve kreş kısmında kolon kesildiği ihbarlarını nasıl değerlendirmiş peki? Belediyeye sorarak. “Şikâyet var mı bu konuda?” diye sormuş ve bu ciddi iddiayı, “Şikâyet yok” yanıtı verilmesi üzerine, tanık da bulamadığı gerekçesiyle kapatmış. İddianamede, yapacak başka bir şey olmadığı vurgulanıyor. Sosyal medya hesaplarını, kim, niye kapattı acaba?
İbrahim Elif Apartmanı dosyası bir Türkiye özeti gibi. Hileler, eksikler, ölümler, bulunamayanlar ve kuşa dönmüş cezalar… Olası kast düzenlemesi yeni Türk Ceza Kanunu’na konulurken şu basit örnekler veriliyordu: “Diyelim ki sarhoş biçimde araba kullandınız. Bunun kazaya neden olabileceğini bilmeniz gerekir. Bu durumda olası kast söz konusu olur. Ya da havaya ateş açtınız… Bunun birini öldürebileceğini bilmeniz gerekir ve bu durumda da olası kast söz konusu olur…” TCK’nın yasalaştığı dönemdeki tutanaklarda bu örnekler var. Ama depremde nedense anımsanmıyor. Müebbet yerine kuşa dönmüş bir ceza… İnfaz rejimi sayesinde hemen çıkacak ya da hiç cezaevi görmeyecek asli ve tali sorumlular… Yeterince detaylı araştırılmayan Kuran kursu kolonları… Çökmüş bir bina… Ve altında kalmış insanlar…