Zafer Arapkirli: 'Gidin kendi liginizde oynayın abicim…'

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Beşiktaş’ın futbolunun, bu sezon iyi yönlerini hep överken dikkat çektiğimiz iki unsur vardı. Artık ileri hızlı çıkabilen bir takım olmasına rağmen, “geriye hızlı dönüp hızlı organize olamama” zaafı nedeniyle, kendri ligimizde de görece zayıf takımlara bile bol ve cömert pozisyonlar veriyor Beşiktaş. Eyüp, Antalya, Kayseri değerlendiremedi. Trabzon zaten duvar örüp kapandı. Ama, Frankfurt’un oyuncu kalitesi de bu zaafları affetmiyor tabii. Durum 3-0 Sonrası için zaten söylenecek söz kalmamıştı. Bu kadar rahat kontratak yenmez. 83’te Beşiktaş Salih’in ayağından yakın mesafeden bir şut denedi ama Eintracht kalecisi tek kelimeyle harikalar yarattı. Sonrasında benzer birkaç top daha rakip kalede adeta eridi..

90 artı 2’de beklenen gol geldi. Masuaku’nun isabetli şutu 90’dan Eintracht kalesini buldu ama o kadar geç ki… Sonuç, 2 maçta toplam 7 gol yiyen ve bu lige şimdiden havlu atan bir Beşiktaş. Gecenin sonunda deplasmanda oynayan Galatasaray’ın ve Fenerbahçe’nin aldıkları birer puanla , 3 Türk takımının toplam 9 puanlık potansiyeli olan bir gecede 9’da 2 çekmesi anlamına geliyordu. Bu da aklıma hemen o ünlü deyimi getirdi: “Bon pour l’Orient.”

Fransız üniversitelerinin, 19’ncu yüzyılda Osmanlı topraklarından ve kendi sömürgelerinden gelen talebelerin diplomalarına “Sadece Şark’ta geçerlidir. Ancak oralara yeterlidir” anlamına gelen aşağılayıcı bir tabirdir. Maalesef Avrupa ligleri için en azından şu ana kadarki performansımız “Bon pour l’Orient” düzeyinde. Türkçesi “Gidin kendi liginizde oynayın abicim…” Yalan mı? Yani, bir nevi “Bundesliga nire? Süperlig nire?” Değil mi abicim?

Zafer Arapkirli’nin yazısı