Şuraya geldik: Kendisi de bir zenginleşme, dünyalık yapma aracına dönüştüğü için siyasetçide çok kuvvetli bir yapışma motivasyonu oluşturan iktidar katının istikbali de tamamen burjuvazinin – sermayenin “başarılı” olmasına, sermaye kesiminin siyasi bürokratik kasta bir “iyi ekonomik durum” temin etmesine bağlandı. Eskiden de devletler sermayeye yontardı. Fakat bu ekonominin tamamen özel sektöre geçmesi hali, siyaset katının küçük özerk alanını da silip süpürdü, ipler tamamen sermayenin eline geçti. Burjuvazi burada çok sıkı bir kader birliği inşa etti. İpler artık tamamen onun elindedir. Şimdi yeni zamanların bir özelliği olarak sermayenin devletleşmesini de aştık. Şirketlerin devletleşmesi zamanına geldik.
Siyasi kast seçim başarısı mı istiyor? Ekonomide kimin kapısını çalacak? Sermayenin! Diyelim işsizlik rakamları yüksek. Nasıl istihdam yaratacak? Kamu ekonomiden çekilmiş durumda. Fabrika kuracak hali yok. Kimden isteyecek bunu? Sermayeden. İşte o yüzden kamu sermayeden bir şey istediği her seferinde elinde talepler listesiyle çıkar toplantılardan. Şu lafı onbin kere duymuş olabilirim: “Üretiriz, yaparız, ederiz, istihdam da yaratırız ama…. Teşvik lazım teşvik!” Devlet ekonomiden çıksın diyenler sonunda çıkardı ama şimdi de vergi ödemiyorlar. Devlet el mecbur daha fazla borçlanacak. Kimden? “Devlet ekonomiden çıksın” diyenlerden. Şimdi kurulmuşlar destelerin üzerine devlete yüksek faizle para satıyorlar. Hani o üç kuruşluk vergiler var ya… Hani verdiğinden fazlasını teşvik ve muafiyet olarak geri almak var ya… Hani devasa holdinglerin yıllardır hiç vergi vermemesi var ya… Bundan. Bu nedenden.
Düzen bu: Yatırım, üretim, istihdam isteyen ve iktisadi performansı artırıp seçim kazanmak isteyen siyasetçi patronların talep listesini karşılamak zorunda. Hesabına tutuşsak eminim ortaya çıkacak: Şirketler aslında vergi filan vermiyorlar. Biz doğrudan doğruya vermeyenleri konuşuyoruz ama toplamda vermiyorlar aslında. Şirketlerin devletleştiği zamandayız. Emekçilerin tek çaresi hak talebinin arkasında örgütlenmek, birleşmek, direngen bir mücadele ortaya koymaktır. Devletten insaf beklemek, seçimden seçime yapılacak satın alma zamlarına bel bağlamak da mümkün. Tercih açık.