Tuğçe Tatari: Meclis'ten pembe dizi yayını yapılıyor adeta

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Paran yetti, karnını doyurdun diyelim. Ne yediğin, o yediğinin seni ne sürede nasıl bir hastalıkla muhatap edeceği sürpriz! Gıda krizini aşabilirsek, çoluğu çocuğu hasta etmeden belli bir yaşa getirebilirsek orada da daha eğitim sorunuyla temas edeceğiz. Eğitimde yaşanan ‘kitaplara sokulan uydurma bilgiler skandalı’ konusuna geçen hafta değindik. Ama bakıyorum memleketin temel meselelerinden biri bile değil bu. 21. yüzyılda yaşam mücadelesi veren bir toplum eğitimin kalitesini, eğitim adı verilen bu garip şeyin düzelmesini nasıl sorun etsin, bunun için nasıl mücadele etsin değil mi? O zaman otomatikman hukuk ve demokrasi de sorun edilmeyenler listesine geçiyor işte!

Bir çırpıda saydıklarımıza bir bakın lütfen. Sonra da başınızı çevirin bir de Meclis’e bakın! Salı günü açılan Meclis adeta geçmişin ‘efsane’ magazin programlarını -Televole- aratmayan bir yerden sesleniyor bizlere. Kim kiminle nerde selamlaştı, kim kime ne dedi. ‘Cilveleşmek’ diye bir tanım vardır, o tarz görüntülerle ünlü siyasetçilerimiz gündemde. Sabahlara kadar süren yayınlarda da o cilvelerin kodları çözülmeye çalışılıyor. Kişiler konuk alınıp “Neden o eli sıktın”, “Neden burada ayağa kalktın” diye soruluyor. Eğitim ve bilinç seviyesi düşük bir topluma Meclis’ten izlemelik, devamını merak etmelik pembe dizi yayını yapılıyor adeta. Bakıyorsun vatandaş da pür dikkat izliyor, yorum yapıyor. Gazetecisi, okur yazarı da bu toplardan hiç geri durmuyor!

Eh dedikodu basittir, kolaydır, emek istemez, çabaya gerek yok, yorumu kolay, risksiz, herkesçe de sevilir. Seyirci getirir, izlenme getirir, popülerlik getirir. Bir bakmışsın, kim kimle aynı ceketi giymişi konuşurken bulursun kendini! Ama diğer yandan, işte tüm mesele de o diğer yanda cereyan etmektedir zaten! Diğer yandan Ekrem İmamoğlu’na yasak, Sinan Ateş dosyasını bir çırpıda yutan derin yapımız, 20 haneli bir köyde ısrarla katili bulmayan düzen, artan suç oranları, artan şiddet -sokaklarda kol gezen tehlikeler-, çocuk istismarı -her manada-, uyuşturucu sorunu, açlık, işsizlik, beyin göçü… Ama haklısınız biz pembe dizide kalalım. Kim kime doğru yürümüş, ilk kim selam vermiş, resepsiyonda kim kimle yan yana gelmiş-gelmemiş, kim kimin elini iki avucunun arasına almış da sevmiş. Biz oturup uzun uzun bunları konuşalım Çünkü şüphesiz ki -artık eski bile sayılır aslında- yeni Türkiyemize de bu yakışır!

Tuğçe Tatari’nin yazısı