Hakan Fidan’ın kurulacağını duyurduğu “Siber Güvenlik Teşkilatı” acaba ne kadar işe yarar? Bakanlar Kurulu kararı ile zaten 2013 yılında bir Siber Güvenlik Kurulu kurulmuştu. Acaba aradan geçen 11 senede ona ne oldu? Neden çalışmadı? Sonra 2020 yılında Anadolu Ajansı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açacağı bir Siber Güvenlik Merkezini gezdiğinden bahsediyor. Ona ne oldu? Fidan’ın bahsettiği “teşkilat” bunlardan farklı mı olacak?
Özetle, bir tarafta, teknolojiyi üretenler var. Diğer tarafta ise satın alanlar. Sizce taşıma suyla değirmen döner mi? Yani para dökerek, teknoloji üretenin seviyesine çıkmanız mümkün olur mu?
Falkland savaşından örnekleyelim; denizde savaşmak için karşı karşıya gelen Arjantin gemisi ile İngiliz gemisi arasındaki savaş başlamadan bitti. Çünkü Arjantin gemisinin yazılımında, İngiliz gemisi ile karşılaştığında silah kullanamayacağı kodlaması vardı. Bir taraf teknolojiyi yaratandı, diğeri ise satın alandı. Tabii ki yaratan kazandı.
Bu olayda da Hizbullah elindeki şüphelendiği eski çağrı cihazlarından kurtulmak için parayı dökmüş ve yepyeni olanları almış. Ama tuzağa düşmüş. Çünkü teknoloji yaratmadığı için, satın aldığı teknolojinin düşman haline geldiğini de anlayamamış.
ABD bir süredir “Çin malı almak güvenlik tehdidi” diyor. Bunu neden diyor? Çünkü kendisi de yıllarca, teknoloji üzerinden casusluk yaptı. Örneğin, Snowden’in sunduğu belgelere bakın, başka ülkelerin Merkez Bankası gibi, önemli kurumlar ya da bakanlıklara satılan internet cihazlarına, teslimat öncesi “böcek” takılmış.
Teknoloji böyle bir şey; barış zamanında bile size dost olmayabilir. Ama savaş zamanında, satın aldığınız teknolojinin sizin için çalışmasını beklemek tamamen hayal olur. Dost olduğunu sandığınız ülkeden bile satın alsanız, teknolojinin başınıza ne iş açacağını tahmin edemeyebilirsiniz. Teknolojinin size dost olması için kendinizin üretmesi lazım.