Yarım kalmış aydınlanma devriminin gün günden irtifa kaybeden laiklik ilkesinin karşısında devletin resmi kurumu Diyanet var. Bu kurum toplumu sıklıkla ‘ölmüş karısıyla ceset soğumadan sevişme’ izni, ‘babanın öz kızına şehvet duyması haram değil’ önermesi gibi saçma sapan fetvalarla bilgilendiriyor. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ancak birinin bile doğurduğu sonuç açıkça kadının ve çocuğun erkeğin her türlü sapkın isteği için hizmetkâr ilan edilmesidir. Resmi ağızlardan bu tuhaf fetvalarla topluma ensest teşviki yapılırken bütün ülke ekranlar başında bir takım erkeklerin kendilerini Sherlock Holmes sanarak, büyük keşifleriymiş gibi cinayetin gizli detaylarını sıralayıp durduğu medya fırtınasına esir düşüyoruz. Sahi Narin’in başına ne geldi?
Konu, narin olduğu kadar derin. Bahsettiğimiz ideolojik örgütlenmenin muhtardan, emniyette, jandarmaya, TSK’ya, yargıya uzanan yerelde hâkimiyetini gözler önüne seriyor. Tanıklar susturuluyor, evlerden -nedense- yüzlerce mermi çıkıyor ve -nedense- konu dahi edilmiyor. İktidar Partisi milletvekili “bildiklerini söyleyemiyor”, iktidar koruyor, yandaş medya konuyu sıradan bir cinayete indirgemek için uğraşıyor.
Hep söylediğimi yineleyeyim. Bu ülkede kadın cinayetlerinden, çocuk cinayetlerinden, istismardan, asgari ücrete, derin yoksulluğa, afetlere kadar her aldığımız nefes politik ve ideolojik. Hiç biri birbirinden bağımsız değil. Birileri öldürüyor, birileri koruyor. İnsanlık ve iyilik isteyen birileri da hep bedel ödüyor. Onlara bedel ödetiliyor ki kimse uyanmasın, en büyük acılar kalplerde kalsın. Beyine ulaşan bağı uyandıranlar susturulsun. Aleviler, muhalifler, sorgulayanlar, aydınlar bu nedenle hep hedefte.
Diyanetin yayın organı kara gazetenin adını arama çubuğuna yazın ve sonra yanına ‘hedef aldı’ yazarak aramayı başlatın. Çıkan sonuçların kalabalıklığına, hedef gösterilenlerin kimler olduğuna ve gerekçelere şaşacaksınız demek isterdim ama şaşırmayan toplum yaratıldı. Kimi haklı ve normal görüp kimi de alıştığı ve kanıksadığı için şaşırmayacak.