Çiğdem Toker: Yoksullaştırılan halk ile Mehmet Şimşek'in zaman algısı aynı olabilir mi hiç?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Şu an çalışabilecek durumdaki her 3 kişiden biri işsiz.

Göreve getirilme kararına alkış tutanlar, aynı hissiyatta mıdır bilinmez ama bunlar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in uyguladığı/uygulattığı “rasyonel” ekonomi politikasının kaçınılmaz sonuçları.

Bugüne dek görülmüş en yüksek işsizlik oranı karşısında, Bakan Şimşek’in yaptığı yorum şu:

“Programımızın dengelenme ve dezenflasyondaki olumlu sonuçlarının yanı sıra işgücü piyasasındaki kısa vadeli olumsuz etkilerini görüyoruz. İşsizlik oranı haziranda yüzde 9,2’ye yükseldi ancak bu yıl OVP’den daha düşük ve tek haneli işsizlik oranı öngörüyoruz.”

Şimşek için işsizlik “olumsuz bir etki.” O kadar. Enflasyonla mücadele ederken ortaya çıkabilecek. Ama ne mutlu bize ki “kısa vadeli”ymiş.

Gerçekten de mutlu olmayı bir bilsek, bu “kısa vadeli olumsuz bir etki” olan şirin işsizlik ile teselli bulabiliriz.

Ekonomiyi yönetenlerin vade anlayışlarıyla, yoksulluğa mahkum edilen, satın alma gücü bile isteye düşürülen toplumun vade anlayışının aynı olmasına imkan ve ihtimal yok.

Temel gıda ihtiyaçlarını karşılamayan, günden güne düşen satın alma gücüyle alabildiklerinde ise paketi küçülmüş, miktarı azalmış, ambalajı inceltilip bozulmuş ürünlere mahkum edilen milyonlarca insanın bir günü ile Şimşek’in bir günü, yoksullaştırılan halk ile Şimşek’in zaman algısı aynı olabilir mi hiç?

Her gün daha yüksek fiyat ödemek zorunda kalan, temel gıda gereksinimlerini karşılayamayan insanların bir günü ile Şimşek’in bir günü ve zaman algısının aynı olmasına imkan ve ihtimal yok.

İki zaman algısı arasındaki fark ise nasıl yönetildiğimizin adıdır.

Çiğdem Toker’in yazısı