Bir sokak röportajında Instagram’ın kapatılması konusunda eleştiriler yapan genç bir kadın tutuklandı.
Bu Türkiye’nin adalet sisteminin, Erdoğan rejiminde geldiği yeri gösteren bir örnek.
Bu kararı alan hâkimin, bu tutuklamayı talep eden savcının okuduğu hukuk fakültesi hangisidir bilmiyorum ama üniversitenin arka kapısından mezun olmuş olmaları olasılığı hayli yüksek.
Dilruba K. İsimli genç kadının sözleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa tarafından garanti altına alınmış ifade / fikir özgürlüğü kapsamında.
Şiddete çağrı yok, şiddet yok, kimseye karşı ağır hakaret yok.
Bir kısım seçmene “geri zekâlı” diyor ki seçmen davranışlarının tümüyle akıl ve zekâ üzerinden açıklanamayacağı da bilinen bir gerçek.
Kaldı ki bu “geri zekâlı” tanımına uyanlar bu sözlerden çok rencide olmuş olsalar bile bu Dilruba K.’nın tutuklanmasını gerektirmiyordu.
Ve daha da ayıp olanı, mahkûm edilse bile “yatarı olmayan” bir ceza verilecek bir vatandaşın özgürlüğünü, elinden almak.
Denetimli serbestlik bunun için var.
Cumhurbaşkanı’nın kendisi gibi düşünmeyenlere “cibilliyeti bozuk” diye alenen hakaret ettiği bir ülkede yaşayan bir vatandaşın, bir anlık öfkeyle birilerine “geri zekâlı” demesi, suç filan değildir.
Vatandaş, ülkeyi tek başına yöneten kişiden ilham almış belli ki.
Kendine örnek olarak Cumhurbaşkanı’nı seçmek nasıl bir suç olabiliyor, bu da ayrı mesele.