Bekir Ağırdır: Ülkede son kırk yıldaki değişimi yalnızca siyasi aktörler üzerinden okuyoruz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yayınlanan anketlerde CHP’nin yüzde 30 eşiğini geçtiğini, Ak Parti’nin de yüzde 30’un altına düştüğünü görüyoruz. Bu eğilimin kalıcı olup olmayacağı siyasi zeminde CHP’nin yapacakları kadar Ak Parti’nin yapacaklarına da bağlı. Asıl belirleyici ise toplumsal dinamikler olacak.

Ak Parti seçmen tabanındaki çözülme güncel siyasi tartışma ve tercihlerden öte sosyolojik değişime dair emareler barındırıyor. Siyasi zeminde muhafazakar seçmenin veya kimliklerden ve kutuplaşmanın ambargosundan hareket eden seçmenin CHP karşıtlığı duygusu ne denli aşınacak göreceğiz.

CHP ve sol fikriyat karşıtlığı kadar Ak Parti tabanındaki muhafazakar seçmenin asıl değerlerinde ve yaşam pratiklerindeki değişimin siyasi tercihlere yansıma dozu, biçimi gidişatı değiştirecek.

2008’den bu yana toplum dinamik biçimde değişmeye devam ediyor. Yalnızca siyasete ve seçim sonuçlarına baktığımızda donmuş bir göle bakar gibi olduk çok uzun süre. Yüzeydeki buz tabakasını şekillendiren siyasal kutuplaşma ve kimlik siyaseti oldu. 

Halbuki buz tabakasının altında başka dinamikler, hareketler yaşanmaya devam etti. Siyaset o dinamiklerden beslenemediği, kimlik ve kutuplaşma siyaseti devam ettiği için de gerçek hayat ile siyaset arasındaki yarılma büyüdü. Yüzeyden bakarak toplumun değişmediği ve hatta değişmeyeceği sanıldı.

Galiba ülkede son kırk yıldır yaşanan değişimi yalnızca siyasi aktörler üzerinden okuyoruz. Siyasi aktörlere bu denli odaklanınca gerçeklikten kopuyoruz. Siyasi aktörlerin kimliklerine bakarak yaptığımız değerlendirmeleri gerçekliğin kendisi sanıyoruz.

Konu pazarlama, iletişim, yönetim, tıp ve hele yapay zeka, bilgisayar olunca her bir yeni bilgiyi, teoriyi, modeli sonuna kadar öğrenmeye çalışıyor ve kullanıyoruz. Ama topluma bakarken olan bitenleri eski modeller, kavramlarla açıklamaya çalışıyoruz. Yetmiyor doğal olarak. Yetmediği gibi de toplumdaki değişimi ıskalıyoruz, tıpkı siyasetçiler gibi. Önümüzdeki dört yılda siyasetin toplumsal gerçeklikle ilişkisinde değişimi başarabilirsek yapısal değişiklikleri de başarmak mümkün olacak umarım.

Bekir Ağırdır’ın yazısı