Yeryüzünün en haklı bağımsızlık mücadelelerinden birisi olan Filistin’in bugünkü hali tesadüf eseri değildir.
İslam, Arap ve Türk dünyasının ağırlık koyamamak problemi sadece Gazze meselesinde değil, bütün uluslararası problemlerde yaşanıyor.
Son on yılda Avrupa’dan koşar adım uzaklaşma politikası bu imkanı ortadan kaldırdı. Oysa, dış politikada çok boyutluluk pekala iyi gidiyordu ve Türkiye’ye avantaj sağlıyordu.
Avrupa ve özellikle AB’den kopuşun ardından Türkiye’nin İslam dünyasındaki diplomatik ağırlığı ve -son dönemdeki yeniden barış arayışlarımızın da gösterdiği gibi- ekonomik cazibesini azalttı.
Gazze için bırakın geniş bir mekanizma oluşturmayı, özel diplomatik mesai ortaklığı kuracak ikinci bir ülke dahi bulunamadı.
İçeride sesimiz güçlü çıksa da herhangi bir İslam ülkesinin başına gelen herhangi bir sorunu çözmek için herhangi bir ülke harekete geçirilemedi.
Bu, bizim Gazze çaresizliğimizin çok kısa bir özetidir.
İçeride ve dışarıda önümüze geleni terslemek belki bazılarımızın göğsünü çok kabarttı ama her tercihin avantajları ve maliyeti var. ABD ve Avrupa’ya haddini bildirmek belki keyif vericiydi.
Üstüne dönüp, Arap dünyasına -şimdi çoğundan pişman olsak bile- aklımıza geleni söylemek de öyle olabilir. Dış politikada amacımız bu idiyse hedefleri tutturduk sayılır.