Kavel Alpaslan: Temel ihtiyaçların insan onuruna yaraşır şekilde karşılanabileceği bir dünya

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Günaşırı yeni bir dünya savaşının senaryosundan bahsedebiliyoruz. Ya da halihazırda devam eden katliamlar, akıl almaz vahşetine karşın şaşırtıcı bir hızla ‘olağanlaşabiliyor’.

İşlerin daha da kötüye gittiği bir durumu, hatta kelimenin tam anlamıyla dünyanın sonunu üç aşağı beş yukarı kafamızda canlandırabiliyoruz. Fakat mesele kapitalizmin sonuna geldiğinde aynı tasavvur mümkün olmuyor.

Bu noktada kimileri şöyle düşünebilir: “Sadece kapitalizmi suçlamak ve sadece kapitalizmin yoksun bıraktığı ihtiyaçlardan bahsetmek tüm güncel sorunları basitleştirmek değil midir?” Hem hayır hem evet. Hayır, basitleştirmek değildir çünkü sorunun teşhisi gerçekten de çok kolay.

Tek anahtarı kâr hırsı olan bir sistem kendine takılacak her türlü gemi reddediyor ve akla hayale gelebilecek her türlü insani ihtiyacı ezerek halihazırda dünyayı felakete sürüklemekten çekinmiyorsa eğer başka ne söylenebilir?

Kapitalizm, tüm illüzyonlarına rağmen hassas karnını gizlemeyi başaramıyorsa bu bizim suçumuz değil, kapitalizmin suçu. Gerçek bu kadar basit.

Emek sermaye çelişkisi var olduğu sürece, kapitalizmin her zaman için bir aşil topuğu olacak. Bu topuğa daha kolay nişan alabilmek için ne mutlu ki elimizde tarih var.

Başta Ekim Devrimi olmak üzere geçmiş, bize farklı bir alternatifin var olabileceğini kanıtlayan düzinelerce ufuk açıcı örnek sunuyor. Bugün var olmamaları, onlarca yıl var olmuş oldukları gerçeğini değiştirmiyor.

Bu yüzden geçmişin harabelerine bakarken bugünün dertleri ile kuracağımız köprüleri düşünmeliyiz. Bir günün dertleri ilk bakışta ‘öznel’, ‘fani’, ‘yerel’ ya da ‘önemsiz’ görülebilir.

Oysa basit görünen detaylar bize sorunun ve çözümün kaynağını sunar. Bu yüzden çocukken öğrenilen ‘insanların temel ihtiyaçları ve hakları’ gerçeği yansıtmasa da boş laftan ibaret değildir. Çünkü varlığı değil yokluğu işaret eder. Bir temennidir. Onurlu, eşit bir yaşamın temennisidir.

Geriye temel ihtiyaçların, insan onuruna yaraşır bir şekilde, amasız fakatsız karşılanabileceği bir dünyayı düşünmek kalıyor.

Kavel Alpaslan’ın yazısı