Hemen yakınımızda birtakım kanlı olaylar oluyor…
Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek on binlerce insan öldürülüyor.
Öldürülmezse açlığa mahkûm ediliyor.
Peki, biz bu ortamda ne yapıyoruz?
Gayet basit!
Gece gündüz nutuk atıp kendimizi kandırıyoruz!
“Yahudiler tarafından şehit edilen din kardeşlerimizin kanını yerde bırakmayacağız…
Katil İsrail’den mutlaka hesap soracağız…
Adına Netenyahu denilen katil derhal istifa etmeli ve çekip gitmelidir…”
Başka? Başka bir şey yok!
Bizi yönetenler haftalardan beri başka bir oyun peşindeler…
İsrail bahanesiyle Türkiye’deki Müslüman seçmenin sırtından oy avcılığı yapmak!
Müslümanların pek de hoşlanmadığı Yahudilere sert çıkıp sürekli posta koymak!…
Ve bu yolla AKP’ye oy devşirmek!
Önce işin başka bir yolunu denediler.
Bütün dünyaya arabuluculuk yapma arzusunu sundular!
Bütün dünya bu önerilere güldü!..
Hiç kimse bu gibi altyapıdan ve ciddiyetten yoksun sözleri ciddiye almadı…
Zira arabuluculuk görevini Mısır, Katar gibi ülkeler çoktaaan ellerine geçirmişti.
Mahmud Abbas’ın TBMM’de konuşma yapmayı kabul etmemiş olması bunun en somut örneğidir.
“Biz savaşan tarafların arasına girip arabulucu olalım, onları masaya oturtalım. Masada gerekirse ABD, İngiltere, Çin ve Rusya da olabilir… Ve toplantıları (Ankara’da değil) İstanbul’da yapalım…”
TRT başta olmak üzere bütün yandaş medyada Filistin’e övgüler düzdürmeyi sürdürüyor, Yahudi devleti İsrail’e 24 saat boyunca veryansın ediyoruz.
İsrail masum insanları öldürmek dahil bildiğini yapıyor, bizimkiler ise posta koymakla yetiniyor.
Saldırıları kınamakla, lanetlemekle zaman geçiriyoruz!