Bülent Falakaoğlu : Hacıosmanoğlu da tam başkanın adamı ve göbekten bağlı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Büyükekşi’nin, TFF tarihindeki ‘en kötü’ başkan olduğu konusunda hemen herkes hemfikir!

Hakem dövme…

Sahadan çekilme

Kötü fikstür planlaması…

Suudi Arabistan’da planladığı ‘Süper Kupa’ finalinin oynanamaması vb…

Dönemi boyunca sayısız skandal yaşandı.  

Bu gerçeklere rağmen Büyükekşi neden iktidarın ısrarla arkasında durduğu aday oldu ki?

Akıllara gelen soruların doğru cevabına ulaşabilmek için ismin arkasındaki güçlere ve güç dengelerine bakmak gerekir.

Perde arkasındaki o güçlere ulaşmak için izlenecek yolun ipuçları ortada… O uçlar, adaylıkları iktidar çevrelerinin ‘yol temizliği’ müdahalesi ile engellenen isimlerin sözlerinde saklı!

Adaylardan Samsunspor Eski Başkanı İsmail Uyanık diyordu ki…

Büyükekşi’yi oraya getiren ve onu oradan almaya muktedir olan bir iktidar var”. “Siyasi iktidarın şu anda futbolda eli ayağı olan, kendine bağlı birkaç kol var”.

Kim bunlar?

Bu soruya dair ipuçları kamuoyunda dolanıyordu… Başakşehir Futbol Kulübü Başkanı Göksel Gümüşdağ… Kalyon grubu… Gaziantep lobisi vb…

Bu isimler, lobiler neyi koruyor, hangi çıkarları gözetiyordu?

Peşine düşülecek cümleyi, külliyeden gelen telefonla adaylıktan çekilen Servet Yardımcı kuruyordu: “Malum kirli yapı tarafından mevcut sistemin devam edebilmesi adına başlatılan kumpasa uğradım”.

Kirli yapı’, ‘mevcut sistem’… Ne ola ki?…

Sahaya müdahale etmekten, şampiyonu belirlemekten öte bir ağ bu! Futbolda her zaman var olan ‘siyasi ve ekonomik rant’ devşirmenin gereği.

İç içe geçmiş bu ilişkiler, çarkın içindeki iktidar elinin kimler olduğunu da açık ediyor.

Kalyon Holding ve Ömer Faruk Kalyoncu…

Demirören Holding ve Yıldırım Demirören…

Ve… İşi çekip çeviren Göksel Gümüşdağ! ‘Gizli baron’ diye anılan Gümüşdağ, avukatlarını tahkim kuruluna atayabilecek kadar etkili bir isim.

Bülent Falakaoğlu’nun yazısı