Sinema salonlarında film izlemeyeli birkaç ay kadar oldu. Neyse ki İstanbul’a döndüm. Evime en yakın salonlarda seyredilecek birkaç film seçtim.
Biletlerin dudak uçuklatan fiyatı başlangıçta sarsıyor ama eğer su içmek ister hatta bir de yaramazlık yapayım, GDO’lu, kötü yağda pişirilmiş, kötü tuzla şapa dönüştürülmüş küçük boy patlamış mısır alayım derseniz, bilete ödediğiniz bedeli artık hoş görüyorsunuz.
Sonuçta milyon dolarlar harcanarak çekilmiş filmler bunlar. Ama mısır öyle mi? Sanırım sağlık katili patlamış mısırlar olmasa sinema salonların kapılarına kepenk vuracaklar.
Sinemanın teknik bakımdan bu kadar gelişmediği, dijital desteğin var olmadığı dönemlerde doğal afet filmleri çok daha heyecan verici oluyordu.
Bugünkü teknoloji ile yani görsel sahtekârlıklarla “gerçeğin gerçeğe yabancılaştırıldığı sahneler” eski tadı vermiyor.