Çağrı Mert Bakırcı: Kahve tüketimiyle obezite ve madde bağımlılığı arasında ilişki tespit edildi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

ABD’den elde edilen 130.153 kişiye ait 23andMe verisi ve İngiltere Biobank’ten elde edilen 334.649 kaydı bir arada değerlendiren uzmanlar, kahve tüketimiyle obezite ve madde bağımlılığına eğilim konusunda istikrarlı ve sağlam ilişkiler tespit ettiler. Ama bundan hemen büyük sonuçlar çıkarmaya çalışmamak lazım.

Thorpe’un söylediğine göre bulguları, kahve içen kişilerin illa obez olacağı veya gidip uyuşturucu kullanacağı anlamına gelmiyor. Daha ziyade bu, kahve alımına olan eğilimin bir şekilde bu özelliklere de sebep olan genlerle ilişkili olduğunu anlamına geliyor. İşin içine psikiyatrik detayları da katınca işler iyice karmaşıklaşıyor.

İncelenen genetik ilişkiler arasında anksiyete, depresyon ve bipolar bozukluk da vardı ve bunların her biri, kahve alımına eğilimi arttıran genlerle çeşitli seviyelerde ilişki gösterdi. Ancak ilginç bir şekilde iki veri setinde bu ilişkilerin bir kısmı ters yönlü gibiydi: ABD’den alınan 23andMe verilerinde bu psikiyatrik sorunlar kahve alımıyla pozitif yönde bir ilişkiye sahipken, Biobank verilerinde tam tersi bir ilişki vardı. Bu, beklenmedik bir sonuç!

Araştırma ekibi, bu uyumsuzlukların sebebinin iki ülkenin kahve tüketimi ve diğer çevre faktörlerinin genlerle etkileşimi konusundaki potansiyel farklardan kaynaklanıyor olabileceğini ileri sürüyorlar. Örneğin İngiltere’nin çaya olan bağımlılığı (ama ABD’de çaya o kadar da büyük bir ilginin olmaması) aradaki farkları izah edebilir mi? Veya belki de iki ülkenin tükettiği kahvelerin yapısı birbirinden bambaşkadır? Mesela İngilizler “hazır kahve” tüketmeye daha meyilliyken, ABD’de öğütülmüş kahve çok daha yaygın olarak tüketiliyor.

Çağrı Mert Bakırcı’nın yazısı