Proje ve yapıtlarıyla tüm dünyada yoğun ilgi gören İzlandalı-Danimarkalı sanatçı Olafur Eliasson’un Türkiye’deki ilk sergisi ‘Senin beklenmedik karşılaşman’ dün akşam İstanbul Modern’de açıldı. Sergiye yoğun ilgi nedeniyle müze en kalabalık akşamlarından birini geçirdi. Eliasson, “İstanbul’la karşılaşmasam bugün olduğum sanatçı olmazdım” dedi.

Sergide, yeni üretimler dahil 40’a yakın yapıt yer alıyor. Sanatçının odaklandığı su, ışık, renk, algı, hareket, geometri ve çevre gibi konuların izlenebileceği serginin küratörlüğünü Öykü Özsoy Sağnak, Nilay Dursun ve Ümit Mesci üstlendi.
Üretimlerinin izleyiciyle karşı karşıya geldiğinde tamamlandığını her zaman vurgulayan Eliasson, sanatseverlerin etkin katılımını yapıtlarının ana bileşenlerinden biri olarak tanımlıyor. İzleyiciyi dinamik keşif sürecinin bir parçası olmaya davet eden sanatçının farklı bağlam ya da ölçekte sunduğu olgular, benzersiz deneyimlere dönüşüyor.
İlişkiler ve geçirgenlikler
Dünyanın farklı coğrafyalarından izler taşıyan sergideki ilk karşılaşma, sanatçının yeni müze binasına özel tasarladığı ve yoğun ilgi gören mekâna özgü kalıcı yerleştirmesi ‘Senin beklenmedik seyahatin‘le başlıyor. Mimarinin dik açılarıyla zıtlık oluşturan yansıtıcı dairesel yüzeyler, sürekli dönüşen beklenmedik karşılaşmaları mümkün kılıyor.
Müzenin ikinci katındaki Süreli Sergi Salonu’nda yer alan yapıtlar, sanatçının kariyeri boyunca ele aldığı algı, renk, ışık ve geometri konularının yanısıra dünyadaki güncel tartışmalara ilgisini yansıtıyor. Yerleştirmeler, heykeller ve fotoğraflardan meydana gelen ‘Senin beklenmedik karşılaşman’daki çalışmalar, sergi salonunda tematik olarak bir araya getirilmiş olsa da sanatçının birden fazla konu ve kavrama odaklanan yapıtları, farklı disiplinler arasındaki ilişkileri ve geçirgenlikleri gösteriyor.

Sergi için özel olarak üretilen ve İstanbul Boğazı’nın dönüşen renklerini sergi alanına taşıyan ‘Günbatımından şafağa, Boğaziçi’ adlı yapıt, renk deneyleri ve suluboyalarla devam eden sergi seyrine başlangıç oluşturuyor. Serginin girişinde yer alan ve yalos olarak da adlandırılan kütük parçaları üzerine dizilmiş el üretimi üfleme cam panellerle ziyaretçiyi karşılayan yapıt, Eliasson’un renk ve ışığa ilgisini suyla birleştiriyor.

İstanbul Modern’in Boğaziçi’yle ilişki kuran mimarisine eklemlenen mekâna özgü çalışması ‘Günbatımı kaleydoskobu‘ ise Boğaz’daki hareketi ve manzarayı dönüştürerek sergi salonuna taşıyor. Yapıt, sergi kapsamında kent ve mekânla kurduğu ilişkiyle özgün bir anlatıya kavuşuyor.
Işık ve ışığın doğası da sergideki temalar arasında göze çarpıyor. Eliasson’un yapıtlarında öne çıkan mercekler, yansıtıcı yüzeyler, projeksiyonlar, renkli camlar ve kaleydoskoplar, sanatçının algı, mekân ve geometri üzerine yürüttüğü deneylere olanak tanıyor.
Sanatçının yeni bir renk kuramı üretmek için başladığı ‘Renk deneyleri‘ serisinin parçası suluboya çalışmaları da sanatçının su, çevre ve renk eksenindeki üretimlerini yansıtıyor.
Su temasının yanısıra, Eliasson’un çevreyle olan ilişkisini görünür kılan yapıtları da sergi alanında ziyaretçilerle buluşuyor. İklim krizine ilişkin farkındalığı artırmak için projeler üreten sanatçının küresel ısınmanın etkilerine ve buzulların yok olmasına atıfta bulunan çalışmaları da sergide yer alıyor.
Çocuk ve gençlere yönelik atölyeler
İstanbul Modern Eğitim ve Sosyal Projeler bölümü, her sergide olduğu gibi, ‘Senin beklenmedik karşılaşman‘la eş zamanlı olarak farklı yaş gruplarına yönelik yapıt inceleme çalışmaları ve atölyeler düzenliyor.
Sergi kataloğunun izleyiciyle buluşacağı İstanbul Modern Mağaza’da, Eliasson’un yapıtlarından ilhamla tasarlanan yaratıcı ve sürdürülebilir ürün seçkisi yer alıyor.
Sergi 9 Şubat 2025’e kadar sürecek.
Açılışa yoğun ilgi

Dün akşamki açılışa yaklaşık 2 bin sanatsever katıldı. Böylece İstanbul Modern en kalabalık açılışlarından birine imza attı. Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk da ziyaretçiler arasındaydı.
Oya Eczacıbaşı: Anlamlı tarih
İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı ve ana sponsor Eczacıbaşı Topluluğu’nun CEO’su Atalay Gümrah’ın da katıldığı basın toplantısında, sanatçı Olafur Eliasson sergiye dair bilgiler verdi.
İstanbul Modern’in güncel dönüşümlere işaret eden uluslararası ve kapsamlı çağdaş sanat sergilerine ev sahipliği yapma misyonuna dikkat çeken Oya Eczacıbaşı şunları söyledi:
“Olafur Eliasson’un Türkiye’deki ilk kişisel sergisini düzenlemenin mutluluğunu yaşıyoruz. Sanatçının bu kapsamlı sergisini müzemizin yirminci yılında izleyicilerimizle buluşturduğumuz için çok mutluyuz. Açılışıyla birlikte 1 milyona yakın ziyaretçi ağırlayan ve uluslararası ödüllere layık görülen yeni binamızın merkezindeki ana merdiven için sanatçının ürettiği mekâna özgü yerleştirmesi ‘Senin beklenmedik seyahatin’, ilk günden itibaren müzemizin simgelerinden biri hâline geldi. ‘Olafur Eliasson: Senin beklenmedik karşılaşman’ adlı sergimizde, sanatçının 30 yıllık kariyerinden bir seçki sunarken İstanbul Modern’in eşsiz konumunu da göz önüne alarak gerçekleştirdiği yeni üretimlere yer veriyoruz. Eliasson için günümüzün en önemli konularından biri iklim krizi. Sanatçının sergisini 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün hemen ertesinde açmanın da anlamlı olduğunu düşünüyorum.”

Eliasson: 30 yıl önce İstanbul’la yaşadığım bu karşılaşma olmasaydı…
1997’de Rosa Martínez küratörlüğünde ‘Yaşam, Güzellik, Çeviriler/Aktarımlar ve Diğer Güçlükler Üstüne‘ başlığıyla düzenlenen 5. Uluslararası İstanbul Bienali’ne ‘Beauty‘ (Güzelik) adlı yapıtıyla katılan Olafur Eliasson, ‘Senin beklenmedik karşılaşman‘ sergisiyle İstanbul’a dönmenin heyecan verici olduğunu belirtti.
Eliasson şöyle devam etti:
“Yaklaşık 30 yıl önce İstanbul’la yaşadığım bu karşılaşma olmasaydı, bugün olduğum sanatçı olmazdım. O nedenle benim için kişisel önemi çok büyük bir şehir olan İstanbul’a dönmek heyecan verici. Deniz trafiği için çok önemli bir bağlantı noktası olan şehrin Boğaziçi üzerindeki eşsiz konumu özellikle ilgimi çekiyor. Yıllardır sanatımda navigasyon, oryantasyon ve deniz önemli temalar oldu ama İstanbul Modern için yarattığım kalıcı yapıt ve ‘Senin beklenmedik karşılaşman’ başlıklı sergimde bu temaların özel bir anlamı var. Ziyaretçiler, müze içinde vakit geçirip yapıtlar arasındaki yönlerini bulabilir ve daha sonra dikkatlerini dünyanın dört bir yanına giden gemilerin geçtiği dışarıya çevirebilir.”
İzleyiciye unutulmaz bir deneyim yaşatacak

İstanbul Modern Şef Küratörü Öykü Özsoy Sağnak, Olafur Eliasson’un yapıtlarının izleyicinin dünyayı algılama ve onunla iletişime geçme biçimlerini yeniden düşündüren oyuncu ve büyüleyici bir karakter taşıdığına dikkat çekti.
Sağnak şöyle konuştu: “Bu yapıtlarla karşılaştığımızda kendi duyularımızın, hareketlerimizin, çevremizdeki diğer insanların ve sadece gözümüzle algıladıklarımızın ötesindeki gerçekliklerin farkına varırız. Bu sebeple, Olafur Eliasson genellikle yapıtlarına ve sergilerine isim verirken ‘senin’ zamirini kullanır ve yapıtlarını deneyimlerken bizlerin beklenmedik, şaşırtıcı karşılaşmalar yaşamasını hayal eder. Türkiye’deki ilk kişisel sergini gerçekleştirmekten heyecan duyduğumuz Olafur Eliasson’un yapıtlarıyla kurguladığı dünya her yaştan izleyiciye unutulmaz bir deneyim yaşatacak.”
Olafur Eliasson kimdir?
1967 doğumlu Eliasson’un çalışmaları, sanatın dünya genelindeki anlamını ve geçerliliğini sorguluyor.
Yerleştirme, resim, heykel, fotoğraf ve filmler içeren geniş kapsamlı sergileri, 1997’den bu yana dünyanın farklı yerlerindeki önemli müzelerde yer aldı. Sanatçı, 2003’te 50’nci Venedik Bienali’nde Danimarka’yı temsil etti ve aynı yıl Londra’daki Tate Modern’in Turbine Hall alanında ‘The weather project‘ adlı yerleştirmesiyle yer aldı.
Eliasson’un kamusal alandaki çalışmaları arasında ‘The New York City Waterfalls‘ (2008), ‘Ice Watch’ (2014) ve ‘Fjordenhus‘ (2018) gibi çalışmalar bulunuyor.
Eliasson, 2012’de ‘Little Sun‘ adlı sosyal girişimi, 2014’te ise mimar Sebastian Behmann ile birlikte sanat ve mimarlık ofisi Studio Other Spaces’i kurdu. Son olarak 2019’da Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iyi niyet elçisi seçildi.
Kurucusu olduğu Berlin merkezli Studio Olafur Eliasson, zanaatkârlar, mimarlar, arşiv uzmanları, araştırmacılar, aşçılar, sanat tarihçileri ve teknisyenlerden oluşan geniş bir ekibe ev sahipliği yapıyor.
Sürdürülebilirlik ve küresel ısınma gibi konulara her geçen yıl çalışmalarında daha da önem veren Eliasson ve stüdyosu, bu temalarla ilişkili kavramları sanatsal olarak çözümlemenin ötesinde, yapıt üretimi ve sergi düzenleme süreçlerinde de karbon ayak izini azaltmak için önlemler alıyor.