Eğitim sistemimize ne zaman çeki düzen verilmeye kalkılsa, “Soran, sorgulayan, fikir üreten nesiller yetiştirmektir” diye söze başlanır.
Peki, bir nebze de olsa bunu gerçekleştirebildik mi? Evet demek mümkün değil…
Soran değil ama sormayan nesiller yetiştirmek için elimizden geleni yaptık.
Yapmaya da devam ediyoruz.
Ezbere, teste ve “Sorulmayana değil, sana sorulana cevap ver, ötesi seni ilgilendirmez” bakış açısı, eğitim sistemimizi öylesine dar kalıplar içerisine soktu ki günümüz dünyasının en değerli hazinesi olan yaratıcılığımızı köreltmekle kalmadı adeta yok etti.
Oysa soru sormak bilgi ve cesaret gerektirir.
Soru sormayı köreltmek ya da yok etmekle, çocuklarımıza kötülüklerin en büyüğünü yapıyoruz ama bunu yaptığımızın farkında bile değiliz.
Fazla bilginin yarar değil baş ağrıtacağına yönelik söylemlerle çocuklarımızın cesaretlerini kırmaya hiç ama hiç kimsenin hakkı olmamalı.
Doğru olan bu ama biz bu yanlışı ısrarla yapmaya devam ediyoruz.
Bu yüzden eğitim adına atılan her adımda bir değil, bin defa düşünmek gerekir.
Ve bunun da karar aldıktan sonra değil, karar almadan önce yapılması, olmazsa olmazların en başında geliyor.