Bundan 20 yıl önce adı, “töre” cinayetleri idi. “Bitti” dediğimiz yerden bu kez kadın cinayetleri başladı. Neredeyse her gün; gazetelerin manşetleri ya da ana haber bültenlerinde eşinden ayrılmak isteyen, barışmayı reddeden, boşanma aşamasındaki kadınların koruma kararlarına rağmen erkekler tarafından ateşli silahla, bıçakla ya da darp yoluyla katledildiğinin haberlerini görüyoruz. Katledilen kadınların gözü yaşlı ailelerinin sığındığı tek liman, “adalet.” Yapanın, yaptığının yanına kalmaması, gerekli cezayı almaları, adaletin tecelli edecek olması…
Ancak bir arkadaşımın kardeşi Gülten Ataklı cinayetinden çıkan son karar, bir kez daha adalete olan inancımızı alt üst etti. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanan katil polis memuru Mürsel Ataklı’ya mahkeme “indirim” uyguladı. 12 yaşındaki çocuğun velayeti de tüm itirazlara rağmen katilin ailesine verildi.