Etki ajanlığı isimli yeni bir suç icat edilmek istenirken yasalarımızdaki bir eksikten de ben söz edeyim:
Bilindiği gibi özellikle AKP iktidara geleliberi, anayasayla ilgilenen herkesin en çok şikâyet ettiği şey, “anayasanın çiğnenmesi”dir (ihlâli).
İşin tuhafı bu eyleme “anayasal suç” diyen de pek çoktur. Ama hiçbir yasamızda, anayasayı çiğnemek yahut “ihlal etmek” gibi bir suç türü mevcut değildir.
Gerçi ceza yasamızın 309’uncu maddesi böyle bir eylemi suç kapsamına almıştır ama o suçun oluşması için temel şart olarak bu ihlalin “cebir ve şiddet kullanılarak” yapılmasını öngörmüştür. Oysa hepimiz biliyoruz ki uluslararası antlaşmaların hükümlerini anayasadan önce gören 90’ıncı madde defalarca çiğnenmiş ama kimseye yaptırım uygulanmamıştır. Keza Anayasa Mahkemesi kararlarının, ülkemizdeki tüm kurum ve kişileri bağladığını emreden anayasa hükmü bizzat Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesi tarafından çiğnenmiş, bu da yapanın yanına kalmıştır.
Dahası: Anayasa birçok kez, bizzat cumhurbaşkanı tarafından yok sayılmış ama hiçbir yaptırım söz konusu olmamıştır.
İlginçtir bir süredir zihnimi işgal erden bu konu önceki akşam Sözcü Tv’deki röportajda CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından da dile getirildi. Ben şahsen, bu ihlallerin Yüce Divan sıfatıyla yargılama yetkisine sahip bulunan Anayasa Mahkemesi’nde değerlendirilebileceğini düşünüyordum. Özgür Özel, bu ihlallerin değerlendirilmesi ve yargılanması için özel bir kurul oluşturulması üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Öyle veya böyle… Anayasayı değiştirmekten önce, mevcut anayasaya uymayı garanti altına almak hepimize düşen ilk borçtur.