CHP lideri Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, birinci çıktıkları son seçimlerden sonra rakiplerine karşı “sıkılı yumruklar” göstermek yerine, “açık kapı” politikası uyguluyorlar.
Bu tavırlarını da “müzakere ve mücadele aynı anda” diye özetliyorlar.
Perşembe gecesi çok ilginç bir durum yaşadık.
Biz SÖZCÜ TV’de Özel’le Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşmelerinin getirilerini götürülerini konuşurken, Özel müzakerelere sonuna kadar devam edeceğinin altını çizerken, CHP’nin bir önceki lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir sosyal medya mesajı paylaştı ve “Dikta rejimleriyle el sıkışılmaz ve sistemin aparatı olunmaz!” ifadesini kullandı (Eminim CHP tabanında da Kılıçdaroğlu gibi düşünen, aynı cümleyi kuran binlerce insan mevcuttur ve hepsi Erdoğan’ın CHP’ye kendi planlarını hayata geçirmek için yaklaştığına ve bunun için de “yumuşama” söylemini kullandığına inanıyor).
Özel, söyleşi sürerken Kılıçdaroğlu’nun mesajına sıcağı sıcağına yanıt verdi ve Erdoğan’la değişeceği ya da yumuşayacağı beklentisiyle görüşmediğine dikkat çekti. Özel, yine de müzakereye sonuna kadar devam edeceğine, aynı zamanda mücadeleyi sürdüreceğine işaret etti.
Yayından çıkıp eve dönerken kendimi “Kemal Kılıçdaroğlu mu Özgür Özel mi haklı” sorusuna yanıt ararken buldum.
Kendi düşüncemi, lafı eğip bükmeden kitabın ortasından yazacağım:
Seçimlerden birinci çıkmış, özgüvenli bir partinin siyasetçileri olarak Özel ve İmamoğlu’nun ortaya koyduğu yaklaşımın doğru olduğunu düşünüyorum.