Bu temelde Erdoğan’ın Özel ile görüşmede yeni anayasa ve sınır ötesi operasyon konusunu (“teröre karşı destek”) gündeme getireceği belirtiliyor.
Yeni anayasa tartışmasının iktidarın işçi sınıfı ve emekçi halka kapsamlı bir saldırı programını uygulamaya çalıştığı bir dönemde yeniden öne çıkartılmaya çalışılmasının gündemi değiştirme gibi bir boyutu olduğu açıktır. Ancak iktidar blokunun uzunca bir süredir gündemde tutmaya çalıştığı yeni anayasa tartışmasını sadece bu yönüyle açıklamaya çalışmak da eksik bir yaklaşım olacaktır. Çünkü Erdoğan ve ortağı Bahçeli, yeni anayasayı yeni yönetim modelinde fiilen sürdürülen uygulamaların anayasal bir dayanağa kavuşturulması için istediklerini açık açık söylüyorlar.
Bugün büyük oranda değiştirilmiş olsa da (Ancak bütün değişikliklerde baskıcı, antidemokratik karakteri korunmuştur) 12 Eylül Anayasa’sının varlığını koruması, iktidar tarafından “sivil”, “özgürlükçü” gibi söylemler üzerinden yeni rejimin anayasasını dayatmanın bir aracı olarak kullanılıyor. Bu noktada “Mevcut Anayasa’yı bile uygulamayanlar yeni anayasayı niye istiyor?” yönlü eleştiriler de anlamsızlaşıyor. Çünkü iktidar tam da bütün yönetim erkinin tek elde toplandığı yeni rejimin anayasasını yapmak, bu konuda mevcut Anayasa’daki boşlukları ortadan kaldırmak istiyor. Durum buyken bugün iktidar blokunun kendi kendini tasfiye etmesini beklemek ne kadar gerçekçiyse bu iktidarla uzlaşarak demokratik bir anayasa yapılması beklentisi içinde olmak da o kadar gerçekçidir.
Özelikle dış politika konusunda Özel’in de “Türkiye’nin çıkarları” vurgusunu yapması, Erdoğan’ın ana muhalefet lideriyle görüşmeyi dış politikada elini güçlendirmek ve dahası muhalefeti sınır ötesi operasyona karşı çıkamaz hale getirmek için kullanmak isteyeceğinin işaretlerini veriyor.