ABD, Mısır’da taraflar arasında yeni bir ateşkes anlaşması için harekete geçerken ve el Şifa Hastanesinden ceset görüntüleri sosyal medyaya düşerken, BM Güvenlik Konseyinde Filistin’in devlet olarak tanınması konusu bir kez daha gündeme alındı. Aynı gün Lahey Uluslararası Adalet Divanı Nikaragua’nın Almanya’ya karşı açtığı davayı görmeye başladı. Pazartesi günü Nikaragua Elçisi ve Nikaragua’yı temsil eden Alman Hukukçu Daniel Müller Almanya’yı Soykırım Sözleşmesi’ndeki yükümlülüklerini yerine getirmemekle, hatta soykırım suçuna yardımcı olmakla suçladı. Bu satırları yazarken Almanya mahkemedeki savunmasına yeni başlıyor. Hukuk ekibinin başında Almanya Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Hukuk Müşaviri Tania Ruth Hilde Freiin ve von Uslar-Gleichen var. Her iki hukukçunun da hukuki yaklaşımını yorumlayabileceğim metinlerini aradım ancak nafile. Müller uluslararası hukukta devlet ve şirketleri temsil eden bir avukat, von Uslar-Gleichen ise aristokratik bir aileden gelen ve hem babası hem büyükbabası orduda komutanlık yapmış bir bürokrat; 2019-2022 arasında Federal İstihbarat Teşkilatının başkan yardımcılığını yürütmüş. Güney Afrika-İsrail davasına nazaran, (örneğin John Dugard gibi) hukuk doktrinine etkide bulunmuş hukukçular bu davada yok.
Nikaragua’nın şikayeti ister istemez Güney Afrika’nın şikayetine bağlı. Eğer mahkeme Güney Afrika-İsrail davasında soykırım suçu işlenmediğine karar verirse, Almanya’nın soykırıma engel olmadığı, yardımcı olduğu gibi bir suçlama da haliyle boşa düşecek. O davada da yeni gelişmeler olmakta: Kolombiya mahkemeye başvurarak Güney Afrika’nın şikayetine ek olarak davaya müdahil olmak istediğini açıkladı. Netanyahu Hükümetinin mahkemenin ihtar kararını meydan okurcasına görmezden gelmesi başta ABD ve Almanya gibi İsrail’i uluslararası platformlarda savunmaya çalışan müttefiklerini bir hayli zora sokuyor.