Osman Müftüoğlu: Siz rahatı bozmazsanız rahat sizi bozar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hormezis yeni ve önemli bir sağlık kavramı.

Düşük dozda potansiyel olarak bedeni zorlayan bir stres etkenine maruz kaldığımızda hücrelerimizin daha sonra karşılaşabilecekleri daha ağır ve daha tehlikeli stresleri, daha kolay ve daha iyi tolere etmelerini sağlayan bazı genetik, metabolik, hormonal vs. adaptif/uyum sağlayıcı değişimlerini teşvik eden süreçleri tanımlamak için kullanılan önemli bir sözcük.

***

Eğer hormezisi iyi kullanabilirseniz zorluklara karşı daha iyi direnir sizi/doku, organ ve hücrelerinizi yıpratmaya çalışan süreçlere karşı daha güçlü ve dayanıklı olursunuz. KISACASI SİZİ ÖLDÜRMEYEN HER ŞEY SİZİ DAHA ÇOK GÜÇLENDİRECEKTİR. İşte bu nedenle arada sırada hormezisi devreye sokmak, onu uyaran çabalara girmek, bedene küçük ve uyarıcı stresler yaşatmak, sağlıklı ve uzun bir yaşam için en az vitaminler, mineraller, antioksidanlar yani tonla para verip(!) her gün haklı olarak inatla yuttuğunuz destekleyici haplardan daha da önemlidir.

Daha doğumla birlikte DNA’larımız bitip tükenmeyen bir dış ve iç saldırı altındadır. Ne iyi ki bu saldırıları çocukluk, ergenlik, gençlik dönemlerinde kolay ve ucuz atlatırız. Ama zamanın ve çevresel koşulların yıpratıcı etkisi hücrelerimizdeki tamir mekanizmalarını da güçsüz bıraktığı için özellikle 50’li yaşlardan sonra bu bozulmaları düzeltme ihtimalimiz giderek azalır. Oysa hücrelerimizdeki genetik şifrelerimizi saklayan 46 kromozomun her birinde günde en az 2 trilyondan fazla kırılma/bozuşma olmaktadır. Üstelik bunlar sadece hücrelerin doğal çoğalmaları sırasında meydana gelen kırıklardır. Yaşımız ilerledikçe devreye giren farklı kırık nedenleri problemi daha da alevlendirir. Yiyip içtiklerimizle, soluduğumuz havayla ya da deri yoluyla bedenimize giren kimyasal toksinler, doğal radyasyon, bilgisayarlı tomografi taramalarında hatta havaalanlarında güvenlik koridorlarından geçerken maruz kaldığımız X ışınları bile DNA yıpratıcı travmalardır. Diğer taraftan ne yazık ki yaşımız ilerledikçe DNA’larımızda oluşan bu yıpranmaları onaracak enzim sistemleri de bizimle birlikte yaşlanmakta, yorulmakta ve azalmaktadır. Kısacası yaşlılığa hazırlanmak biraz da HORMEZİS sayesinde TAMİR EDİCİ SİSTEMLERİ GÜÇLÜ TUTARAK bu yıpranmaları önleyebilecek süreçleri devreye sokabilme becerisini de gerektirir.

Osman Müftüoğlu’nun yazısı