“Sonrası Kalır” ellinci yaşında şiirin zaman engelini aşarak nasıl taze, canlı gerçekleştirebileceğine ilişkin ipuçları da sunuyor. Şair “on kalır benden geriye” diyor ya, ondan çok daha fazlası kalmıştır. “Sonrası Kalır” yaşıyor. Ellinci yaşını kutluyor.
Edip Cansever’in şiirinde “yeniden” zarfı en belirgin haliyle 1959’da yayımlanan “Petrol” kitabının dikkat çekici şiirlerinden biri olan Phoenix’te açılır. Şiirin finalini de oluşturan dizeleri anımsayalım: “Kim ne derse desin ben bugünü yakıyorum / Yeniden doğmak için çıkardığım yangından.” “Yeniden” zarfı gibi şairin poetikasında etkili olduğunu düşündüğümüz bir de fiil vardır: “Bakmak”. Fiilin Cansever’de, öncelikle bir şeyin üzerine eğilmek anlamına geldiğini söyleyebiliriz. Ama dahası vardır; bakılanın irdelenmesi, didiklenmesi, kurcalanması.
Şair için “bakmak” nedensiz ya da gelişigüzel değildir; bir nedene, gerekçeye bağlanır. Bunu “nesnel bağlaşıklık” ilkesiyle de ilişkilendirmek mümkün.
Anımsanacağı üzere “Çağrılmayan Yakup”ta Yakup “bakmaktan” geliyordu. Şiir “Kurbağalara bakmaktan geliyorum dedi Yakup” dizeleriyle başlar ve “Bunu kendine üç kere söyledi” diye devam eder.
“Kurcalamak”, “didiklemek” de Edip Cansever şiirinde “bakmak” fiiliyle birlikte gerçekleşen o fiilin şemsiyesi altında yürütülen eylemlerdir. Örneklendirmek için ellinci yaşı dolayısıyla konu ettiğimiz “Sonrası Kalır”daki şiirlerden biri seçilebilir.
O halde Edip Cansever şiiri büyük ölçüde “yeniden”, “bakmak”, “didiklemek, kurcalamak” odağında gelişmiştir yorumunu yapabiliriz. Cümleyi Edip Cansever’in şiirleri “yeniden” düşüncesinin ışığında bakan ve didikleyen, kurcalayan bir şiirdir şeklinde toparlayabiliriz. “Sonrası Kalır” bu sav için kanıt gösterilebilecek şiirler bakımından da önemli bir yapıttır.