Öğrenim süresinin kısalması gerektiği hemen herkesin ortak isteği.
Bilgi hamallığı yerine beceriye dayalı yetkinlik, diploma yerine sertifika, tek tip yerine esnek, örgün yerine hibrit eğitim peşinden geliyor.
Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması dünya genelinde kabul gören ve uygulanan bir yöntemdi. Şimdi savunanı yok.
Her geçen gün daha da tartışılıyor olmasının asıl nedeni ise içeriği ve okul öncesi eğitimin bu sürecin içinde yer almaması.
Çocukları hayata hazırlama yerine sınavlara hazırlaması eleştirilerin ilk sırasında yer alıyor.
En büyük yanlışı ise okula başlayan her çocuğu üniversiteye yönlendirmekle yapıyoruz.
Dünyanın hiçbir ülkesinde böylesine bir yanlışı benimseyen ve bunda ısrar eden bir eğitim anlayışı yok. Gençlerimizin mutsuzluğuna neden olan da, ülkemizin kalkınmasını sekteye uğratan bu dayatmacı eğitim sistemi!
Bir yanda kalifiye ara insan gücü açığı öte yanda yıllardır iş bulamayan ve sayıları her geçen gün çarpanlarıyla katlanan milyonlarca üniversite mezunu!
Eskiden üniversiteye gidemeyen mutsuzdu, şimdi giden hatta mezun olan daha da mutsuz. Eğitime harcadığı yıllara “acınacak yıllar” gözüyle bakanların sayısı her geçen gün daha da artıyor.
İşte bu noktada eğitimden kopuşları azaltmak ve eğitime yönelik bakış açısını yeni bir çerçeveye oturmak için bugüne kadarki yanlışlarımızdan ders alarak yeni bir yol haritası belirlemenin zamanı geldi de geçiyor.
Konuşulacak, tartışılacak o kadar çok konu ve atılacak o kadar çok adım var ki, bir an önce bir yerden başlamak için bunun gerekliliğine ve en önemlisi de liyakatli kadrolara ihtiyaç var.